Balıkesir Merhaba Gazetesi

Türkiye Gerçekten Saman İthal Ediyor Mu?

Türkiye Gerçekten Saman İthal Ediyor Mu?
Doç. Dr. İbrahim Aydın
Doç. Dr. İbrahim Aydın( ibrahimaydin@gazetemerhaba.com )
723
26 Eylül 2019 - 8:12

Ülkemiz şu anda bazı çevrelerin özendiği BATI tarafından işgal edilmiş, savaşlardan ve yokluktan bitkin bir haldeydi. Yüce Türk Milleti, Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının liderliği ile varlık yokluk savaşı verdi. Genç ve dinamik Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.
Günümüzde artık sıcak savaşların yerini, ekonomik, psikolojik, teknolojik, kültürel savaşlar aldı. Global hale gelen dünyada milletlerin bağımsızlıkları artık bu alanlardaki gücünden geçiyor. Ekonomik olarak, teknolojik olarak gelişemez, çağdaş muasır seviyelere ulaşamazsanız, fiili işgale uğramazsanız da her türlü işgale uğrar, adeta kukla devlet haline gelirsiniz. O nedenle ekonomik olarak güçlü olmalı, kendi ayaklarınızın üzerinde durmalısınız.
Türkiye olarak geçmiş dönemde “Tarımsal üretimde kendi kendine yeten bir ülke” olmakla övünürdük. Günümüzde ise bazı çevreler tarafından samanı dahi ithal eden ülke haline geldiğimiz iddia edilmektedir. Hatta her cümleye besmele gibi bu ifade ile başlanır. Peki gerçekten saman ithal ediyor muyuz? Bu sorunun cevabı biraz beklesin isterseniz.
Toplumlar ister taş devrinde yaşasın isterse uzay çağında yaşasın tarımın önemi asla azalmaz. Tarım ürünlerinin katma değeri, sanayi ve elektronik ürünlere göre oldukça düşük olduğu doğru. Bir römork buğday satıp ancak bir bilgisayar alabilirsiniz. Ancak karnınız açsa hiçbir şey yapamazsınız.
Yani tarım sektörü hala çok önemli. Öncelikle bunu kafamıza yazalım. İnsanların gıda, hayvanların yem ihtiyacını sağlayan tarım, sanayiye de hammadde sağlar. Tarım ayrıca; istihdam ve ihtiyaç fazlası ürünleri dışsatım ile döviz girdisi sağlamanın dışında dışarıya bağımlılığı da azaltır. Türkiye, 1926 yılında 13.6 milyon mütevazi bir nüfusu beslemek zorundayken, günümüzde 82 milyon müsrif nüfusu beslemek zorunda!!! Böylece tarım daha da önemli hale gelmiştir.
Tarım alanları maalesef sanayi, yerleşme, ulaşım gibi tarım dışı fonksiyonlara kurban ediliyor. Hâlbuki mevcut tarım alanlarını korumamız ve birim alandan daha fazla ürün almamız gerekiyor. Köylerde tarımsal nüfusun azalması, yakıt, tohum, gübre, ilaç gibi giderlerle üretim maliyetlerinin artması, işgücünün yetersizliği, makineleşme ile sermaye ihtiyacının devasa hale gelmesi, pazarlama, organizasyon eksiklikleri gibi birçok problem var tarım sektöründe. Köyde yaşayana artık kız bile vermiyorlar!!. Kırsal alanda genellikle yaşlılar ve emekliler yaşıyor. Köylerde üretilmesi gereken birçok ürün, şehirlerden köylere gidiyor maalesef!!.
Olumlu gelişmelere de var tabikî. Artık kendi kendine yetme derdi yok. Bölgenin iklim ve toprak yapısı hangi ürüne uygunsa tüm tarım alanlarına o ürünleri ekiliyor, ihtiyaç olanlar ise başka bölgelerden satın alınıyor. Ulaşım ve iletişimin gelişmesi ile açık ekonomiye geçildi. Ben 25 yıllık coğrafya hocasıyım ve derslerde yılda 2 defa ürünün üretildiği Çukurova’yla övündüm. Nasıl övünmeyeyim? Nadas yöntemi ile bazı tarım alanlarında iki yılda bir ürün alınabiliyordu. Şimdi sıkı durun, aynı tarım alanından yılda 4 defa ürün alır hale gelindi. Çiftçilere tam 132 farklı destek veriliyor.
Geçen hafta (19-22 Eylül) Balıkesir öğretmenevinde Balıkesir Üniversitesi, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Türk Ocakları Balıkesir Şubesi iş birliğiyle “Milli Mücadelenin 100. Yılında Kuva-yı Milliye Şehri Balıkesir Uluslararası Sempozyumu” gerçekleştirildi. Farklı ülkelerden birçok değerli bilim insanı Balıkesir ile ilgili 160 bildiri sundu. Ben de bu sempozyumda “Balıkesir’de Tohum ve Fide Üretim Faaliyetleri” konulu bir bildiri sundum. Bırakın Türkiye’yi sadece Balıkesir’den 2018 yılında içinde İsrail’in de bulunduğu 31 farklı ülkeye 7.7 milyon euroluk 2.95 milyon meyve fidanı, 25 farklı ülkeye de 1,67 milyon euroluk 218,7 bin ton tohum ihraç edildi. Bu rakamlar ve bilgiler bir akademisyen, bir Balıkesirli olarak beni gururlandırdı.
Gelelim ülkemizin saman ithal etmesi meselesine. Tarım İl Müdürlüğü’nde üst düzey bir yetkili ile görüştüm. Dedim ki nedir bu saman meselesi? Buğdayın daha fazla gelir getiren ürünleri tercihi sonucu daha az ekildiği, yağışların az düştüğü ve buğday boylarının kısa kaldığı, yurt dışından fazla hayvan ithali sonucu saman ihtiyacının had safhaya vardığı 2017 yılında saman ihtiyacının %1.5’lik kısmının ithal edildiğini ifade etti. Aslında samanın yeterli olduğu ancak bazı kriz fırsatçılarının hevesleri kursağında kalması için bazı girişimcilerce Azerbaycan ve Bulgaristan’dan saman satın alındığını ifade etti. Yani biraz ihtiyaçtan, biraz da inattan 2017 yılında saman ithal etmişiz. Birilerinin diline doladığı gibi her sene saman ithali söz konusu değil. Tohumda dünyayı kendine bağımlı hale getiren İsrail’e bile meyve fidanı satıyoruz artık.
Kalın sağlıkça…

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.