Warning: Attempt to read property "display_name" on bool in /home/merhaba/public_html/wp-content/plugins/wordpress-seo/src/generators/schema/article.php on line 52

Balıkesir Merhaba Gazetesi

YAKIN TARİHİN SİYASİ BASAMAKLARI

YAKIN TARİHİN SİYASİ BASAMAKLARI
30 Mayıs 2015 - 0:04

Genel

Geçen yazımızda soğuk savaş yıllarından bahsetmiştik. Tarihe büyük dramlarla kaydolan, içinde yaşadığımız yirminci asrı bölümlere ayırarak kısaca ele alalım.

Bir: 1900 ile 1920 yılları arası,

İki: 1920 ile 1950 yılları arası.

Üç: 1950 ile 2000 yılları arası.

Dört: 2000 den sonraki yaşadığımız hedefli ve umutlu yıllar.

Birinci bölümde, Trablusgarp, balkan, Sarıkamış, Birinci dünya ve Çanakkale savaşlarından sonra gelen istiklal harbi ile noktalanan SICAK SAVAŞ yılları bulunur. Osmanlıyı bitiren dış ve iç odaklar, 1920 den sonra başlayan yeni rejime de çeki düzen vermek isteyen zihniyetlerle ayni paraleldedir.

İkici bölümde ise, tek parti döneminin hüküm sürdüğü, devrim ve devirmelerin halka zulüm ettiği zorba uygulamalarla dikta bir yönetimin demokrasi diye halka yutturmak istendiği SOĞUK SAVAŞ yılları olarak ele almalıyız.

Üçüncü bölümde ise demokrasiye geçişin darbelerle aksatıldığı, öğrenci ve işçi hareketleri ile ekonominin tökezletildiği, koalisyonlu hükümetlerle devlet yönetimin tam işletilemediği yıllar olarak kabul edilmelidir.

Sayın dostlar; yirminci asır bilhassa ikinci dünya savaşından sonraki yıllar, gelişmekte olan ülkeler için, kalkınma, büyüme ve sanayileşmede atak yapmıştır, ancak siyasi çalkantıların bol olduğu bu yıllar bizim için bir kayıptır. Bu yıllarda ülkemiz sanayileşmede bir hamle yaparken, vurgunlar, soygunlar, katliamlar ve ahlaksızlıklarda atak yapmıştır. İdeolojik tahriklerle, ırkçılık ayrıştırmaları ile 400 bin civarında insan kaybımız olmuştur. Ahlak ve inanç kaybına uğrayan insanların sayısını tespit edebilmek mümkün değildir.

1950 ile 2000 yılları arası dışa bağımlılık, ekonomide, ticarette, sanayide, askeriyede ve siyasette devam etmiştir. Ancak Rahmetli Turgut Özal’ın işaret ettiği “yirmi Birinci asır, TÜRK ASRI olacaktır”  sözü bir çığır başlatmıştır. Kendisi bu günleri göremedi fakat açtığı yoldan, gösterdiği hedeften ayrılmayan bugünkü siyasi iktidar, büyük işlere imza attı. Koşarak merdivenlerin basamaklarını çift çift atladı. Hedefe sık adımlarla, kararlılıkla ve cesaretle yürüdü. Önümüzdeki büyük hedef, dünyada gündem belirleyen ve yerkürede “bende söz sahibiyim”  diyen YENİ TÜRKİYE hedefidir. 7 Haziran seçimleri bu hedefi fethetmenin eşik noktasıdır. Birçok dev hamlelerle bu yola girmiş durumdayız. Osmanlının duraklama işareti olan, 1683 yılındaki Viyana kuşatmasından bu yana, bu fırsatı ilk defa yakaladık. Bu fırsat yüce milletin önüne geldi. Bir daha bu fırsatı yakalayamayabiliriz. YÜREK İNSAN olmayı, rahat yaşamayı, teknolojik imkân ve umutlu toplum olmayı ilk defa sağlam yakaladık. Önce 2023 hedefi ve ardından 2071 hedefine ulaşmamız için, bu günkü siyasi iktidarın rahat bir şekilde işlerine devam etmesi gerekiyor. Aslolan milletimiz ve milletimizin istikbali ile beraber, değerlerimizin gelişip büyümesidir. Ustalaşmış cesaretli adımlar atan kadrolar varken, meçhule ve maceralara sürüklenmeye gerek var mı?  Koalisyon ortamlarındaki sıkıntıları ve yoklukları unutmuş olamayız. İttihat ve terakkinin maceraları bize koca bir imparatorluğu kaybettirdi. Bu necip milleti tekrar maceralar içinde yuvarlamaya çalışanların çırpınışları iyi niyet değildir. Alternatif hizmet projesi ve hedefi olmayan muhalefet dili, hırsa ve öç almaya dönüştü. İntikam ve kin duygusuyla beslenen anlayışlardan ne beklenir ki?

Hayata geçmiş onca hizmetler ve önümüzde duran büyük hedeflerle 21. asır TÜRK ASRI olmalıdır. Bu düşünceleri vicdanımızda irdeleyerek oy pusulasına mührü öyle basmalıyız. Şunu hiç unutmamalıyız ki; parti seçmiyoruz, kendi istikbalimizi ve KENDİ GELECEĞİMİZİ tayin ediyoruz. “Herkes kendi verdiği kararla yaşar” düsturunu unutmamalıyız.

21. asrın Türk asrı olması demek, ayni zamanda dünyada yaşayan iki milyar Müslüman’ın ve mazlum milletlerin kurtuluşu demektir. Yerküredeki bütün Müslümanlar ve mazlum milletler bize ümit bağlamış ve bizi hasretle kucaklamaya hazır durumda. Bu duygularla vereceğimiz oyun sevabını ve günahını muhakkak yüreğimizde eleyerek karar vermeliyiz. Tekrar vurgulayalım. Herkes verdiği kararla yaşar. Hoşça kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.