“Yargı Bağımsızlığı, Yargı Emekçilerinin Haklarını İstiyoruz”

KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) Balıkesir Şube Başkanı Özgül Erdem Coşar, dün şube binasında düzenlediği basın toplantısında yargı bağımsızlığı ve yargı emekçilerinin haklarının verilmesini istedi
“Yargı bağımsızlığı, yargı emekçilerinin haklarını istiyoruz”
Basın açıklamasında, yargının ve yargı emekçilerinin sorunlarının daha da ağırlaştığı yeni bir adli yıla başlandığını söyleyen Coşar, yargının, ülkemizde her zaman en sorunlu alanlardan birisi olduğunu, ancak hiçbir dönem bugün düştüğü duruma da düşmediğini ifade etti. Bugün yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının yapılan anayasa değişiklikleriyle ve uygulanan OHAL hukukuyla birlikte tamamen ortadan kaldırıldığını ifade eden Coşar, “Anayasada hakim ve savcıların bağımsız ve tarafsız olduğu yazıldığı için yargının bağımsız olduğu iddia edilemez. Hakim ve savcıya verdiği kararlardan ötürü sürülmeyeceği, terfi yada tenzil yapılmayacağı, soruşturma açılmayacağı güvencesi verilmezse ya da yasalara ve anayasaya yazılmasına rağmen bu güvenceyi kullandırmayan uygulamalar söz konusu ise hakim tarafsız ve bağımsız olamayacak” değerlendirmesinde bulundu.
Yapılan araştırmalarda yargıya olan güvensizliğin %76’lar düzeyinde olduğunun görüldüğünü, toplumda genel olarak adaletin olmadığı duygusunun ise çok daha yükseklerde olduğunun yapılan adalet eylemlerine katılımlarda kendisini gösterdiğini belirten Coşar, yaşanan olumsuzluklardan örnekler vererek, taleplerini şöyle sıraladı: “Bu yıl Ağustos ayında hükümet ve Memur-Sen arasında imzalanan toplu sözleşmede yargı emekçilerinin talepleri karşılanmamıştır. 2018 yılının ilk altı ayında %4, ikinci altı ayında yüzde 3,5 olarak imzalanan zam oranları ile zaten düşük ücretle çalışan yargı emekçileri için hiçbir şey ifade etmemektedir. Yargı emekçilerinin ekonomik kayıpları ek zamla karşılanmalıdır.
Adalet Bakanlığı ülke genelinde yaklaşık olarak 58.000 personelle hizmet vermeye devam etmektedir. Dava sayılarının artışına paralel bir biçimde personel sayısının artırılmaması iş yükünün ve iş yoğunluğunun artmasına yol açmakta, bu nedenle meslek hastalığı olarak nitelenebilecek durumdaki bel ve boyun fıtığı, kalp ve damar hastalıkları ve özellikle psikiyatrik rahatsızlıklar yargı emekçileri arasında giderek yaygınlaşmaktadır. Adliyelerdeki iş yükünün her geçen gün artması nedeniyle yargı emekçileri çoğu zaman mesai bitiminde ve hafta sonlarında çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Adalet Bakanlığı ve bağlı birimlerinde iş yüküne uygun olarak çalışan sayısının arttırılması sağlanmalıdır.
Verilen yargı hizmeti gereği fazla mesai yapılmasını gerektiren özel durumlarda yapılan mesainin karşılığında izin verilmesi ve fazla mesai ödemelerinde uygulama birliği sağlanmalıdır.
Gerek iş gerekse ekonomik olarak her türlü zorluğu yaşayan yargı emekçileri diğer taraftan da disiplin hükümleriyle kıskaç altına alınmıştır. Çoğunlukla iş yoğunluğundan kaynaklanan en küçük hatada disiplin soruşturması açılabilmekte, hiçbir savunma alınmadan en hafifinden yer değiştirme uygulamasıyla karşı karşıya kalmaktadır. Yargı emekçileri disiplin hükümleri yönünden 2802 sayılı yasadan çıkarılmalıdır.
Mübaşir kadrosu Yardımcı Hizmetler Sınıfından çıkartılarak Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dâhil edilmelidir.
Zabıt Katiplerinin yeşil pasaport almasını sağlayacak yasal düzenleme yapılmalı, Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni Kadrosuna geçişi sağlanmalıdır.
Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliğinde yapılan ve 14 Mayıs 2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan değişiklikle Yazı İşleri ve İdari İşler Müdürlerine iller arası rotasyon uygulaması getirilmiştir. Gerek yargı çalışanları gerekse kamu açısından hiçbir yararı olmadığı gibi birçok yeni mağduriyete sebep olacak olan rotasyon uygulaması kaldırılmalıdır.
Görevde yükselme sınavlarında mülakat uygulamasına son verilerek liyakata uygun atama yapılmalıdır. Adalet Bakanlığı bünyesinde istihdam edilen sosyal hizmet uzmanları/sosyal çalışmacılar, psikolog, pedagog, aile, çocuk, çocuk ağır ceza mahkemeleri, ceza infaz kurumları ve denetimli serbestlik ve yardım merkezlerinde görev yapmaktadırlar. Sosyal hizmet uzmanları/ sosyal çalışmacılar denetimli serbestlik sistemi içinde ve adliyelerin birçoğunda çalışma yapabilmeleri için fiziki ortama bile sahip değildirler. Öncelikle fiziki çalışma koşulları düzeltilmedir. Mahkeme uzmanlarının, Mağdur Hakları Daire Başkanlığı veya başka bir birime bağlanmadan var olan hukuki statülerinin güçlendirilmesi sağlanmalıdır.
Engelli yargı emekçilerinin çalışma yaşamında karşılaştığı engellerin aşılması için gerekli tedbirler hemen alınmalıdır.” Cengiz Güner