Hz. Ömer ve Denetim

Dr. Hüseyin Yıldırım

Dr. Hüseyin Yıldırım

Tüm Yazıları

Bismillahirrahmanirrahim

"Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden önce yaşayanların kötü sonlarına bakmazlar mı? Allah onları yerle bir etmiştir. Kâfirleri de aynı azab beklemektedir."
(Muhammed sûresi, 10)

Hz. Ömer (ra) görev yerlerine gitmeden önce valilerin bütün servetlerini kaydettirir, servetlerinde aşırı miktarda artış olanların durumlarını araştırır, gerekirse servetlerinin bir kısmına el koyardı. Valilerinin ve diğer görevlilerinin teftişine çok önem veren Hz. Ömer (ra), hakkında şikâyet bulunanlar için soruşturma açmış, bu iş için genellikle ensardan Hz. Muhammed b. Mesleme’yi görevlendirmiştir. Her yıl hac mevsiminde valileri Medine’ye çağırır, bilgi alırdı. Ayrıca halktan bazı kimselerden vilâyetlerinin durumuna, halkın şikâyetine, fiyatlara, zayıf ve güçsüzlerin valilerin yanına girip giremediklerine, valilerin hastaları ziyaret edip etmediğine dair sorular sorardı. Ayrıca teftiş maksadıyla tanınmayan kimseleri gizlice vilâyetlere gönderirdi.
(Fayda, Mustafa, TDV İslam Ansiklopedisi, XXXIV, 51-53, İstanbul, 2007)

Kendisi ise Hz. Ömer (ra) halkın durumunu gece-gündüz durmadan teftiş eder, sıkıntılarıyla meşgul olurdu. Bir gece yine Müslümanların ahvâlini teftiş için çıkmıştı. Medîne-i Münevvere’nin dışında kıldan bir çadır gördü. Bu çadır bir gün evvel yoktu, o hâlde yeni kurulmuştu. Yaklaştığında, içerden ıztırap içindeki bir kadının sesini duydu. Yaklaştı ve çadırın önünde, kolları ile dizlerini tutarak yere oturan bir adam gördü. Selâm verip:

“Kimsiniz?” diye sordu.

Adam: “Çölden bir adam. Mü’minlerin Emîri ile görüşmek için geldim. Biraz yardım ve ihsanlarını talep edeceğim.” cevâbını verdi.

Aralarında şu konuşma geçti:

“İçerden gelen bu ses nedir?”

“Hz. Allah sana rahmet eylesin, var git işine!”

“Hayır, benim için çok mühim, nedir bu ses?”

“Doğum yapmakta olan bir hanımın sesi.”

“Yanında ona yardım eden kimse var mı?”

“Hayır.”

Bu cevap üzerine Hz. Ömer (ra) hemen ayrılıp evine gitti. Hz. Ali’nin kızı olan zevcesi Ümmü Gülsüm’e:

“Allah Teâlâ, büyük bir ecri ayağına kadar gönderdi. Onu kazanmak ister misin?” dedi.

Hz. Ümmü Gülsüm:

“Nedir o?” diye sorunca:

“Gariban bir kadın yalnız başına doğum yapıyor.” dedi.

Hanımı:

“Olur.” dedi.

Hz. Ömer (ra):

“Öyleyse kadın için lâzım olacak bez, yağ gibi malzemeleri al, bana da yemeklik yağ ve un ver!” dedi.

Hazırlanan malzemeyi sırtlanan Hz. Ömer (ra) hanımına:

“Haydi gidelim!” dedi.

Çadırın yanına geldiklerinde ona:

“Kadının yanına gir.” dedi.

Kendisi de dışarıdaki adamın yanına oturdu. Bir ateş yakarak tencereyi üzerine koydu. Ateşe üflemeye başladı. Duman sakallarının arasından çıkıyordu.

Hz. Ömer (ra) tam yemeği pişirmişti ki çocuk da doğdu. Ortalığı ağlayan bir bebek sesi doldurdu. Ümmü Gülsüm (ra):

“Ey Mü’minlerin Emîri, arkadaşına bir oğlu olduğunu müjdele!” dedi.

Bedevî, “Mü’minlerin Emîri” sözünü duyunca dehşete kapıldı ve Hazret-i Ömer’in heybetinden geri geri gitmeye başladı.

Hz. Ömer (ra):

“Olduğun yerde kal!” dedi ve tencereyi alarak kapının önüne koydu.

Hanımı Ümmü Gülsüm’e:

“Kadını doyur!” dedi.

Hz. Ümmü Gülsüm (ra) hastayı doyurunca tencereyi tekrar çıkarıp kapının önüne koydu.

Hz. Ömer (ra) kalktı, tencereyi alıp adamın önüne koydu:

“Buyur ye, çünkü sen gece boyu aç ve uykusuz kaldın.” dedi.

Sonra da hanımına:

“Haydi çık da gidelim.” diye seslendi.

Oradan ayrılmadan adama dönüp:

“Yarın gel de ihtiyacını karşılayalım,” tembihinde bulundu.

Adam ertesi gün geldi, Hz. Ömer (ra) da ona ikram ve ihsanlarda bulundu.
(İbnü’l-Cevzî, Menâkıb, 95-96)

Rabbimiz bizlere ve tüm idarecilerimize Hz. Ömer (ra)’in davranışından ibret almayı ve öyle davranmayı nasip eylesin.

yardım eli hz.ömer adalet merhamet