Şükretmeyi Unutan İnsan

Fahri Sağlık

Fahri Sağlık

Tüm Yazıları

93 yaşındaki bir adam…
Tedavi gördüğü hastaneden taburcu edilirken eline verilen faturaya bakıyor.
Faturada “solunum cihazı kullanım bedeli” yazıyor.
Ve ağlamaya başlıyor.

Doktoru, ödeyemeyeceğini sandığı için ağladığını düşünüyor.
Ama gerçek bambaşka.

“Ben 93 yıldır Allah’ın havasını soluyorum,” diyor yaşlı adam,
“ve bunun için bir gün bile teşekkür etmedim.”

İnsan bazen tek bir cümleyle silkeleniyor.
Bu da onlardan biri.

Nefes almak, en sıradan sandığımız ama en hayati nimettir.
Ta ki yokluğu ile yüzleşene kadar…

Eskiler bu gerçeği yüzyıllar önce fark etmişti:
“İnsanın her nefesinde iki şükür borcu vardır;
biri nefesi alırken,
diğeri nefesi verirken.”

Biz ise nefesi sıradanlaştırdık.
Değerini, ancak bir hastane odasında
ya da bir oksijen tüpüne muhtaç kalınca anlıyoruz.
COVID günleri bunu acı şekilde hatırlatmıştı.

Şükür Söz Değil, Bilinçtir

Şükür sadece dille söylenen bir kelime değildir.
Şükür; fark etmektir, idrak etmektir, minnet duymaktır.
Azı da çoğu da aynı gönülle karşılayabilmektir.

Bu yüzden şu uyarı çok nettir:
“Az olana şükretmeyen, çoğa da şükretmez.”

Bugün asıl problemimiz tam da burada başlıyor.
İnsan eleştirmede cömert, takdirde cimri.
Bir kusuru hemen görürken, sayısız nimeti fark etmiyoruz.

Başarıyı kendimizden biliyor,
nimeti hak ettiğimizi düşünüyoruz.
“Ben yaptım” diyoruz,
“Allah nasip etti” demeyi unutuyoruz.

Oysa her nimetin bir imtihan tarafı vardır.

Gerçek Şükür Nasıl Olur?

Şükür; nimeti günaha sermaye etmemektir.
Şükür; verilen her şeyi yerli yerinde kullanmaktır.

İnsan bedenindeki her uzvun bile ayrı bir şükrü vardır:

Gözün şükrü, hayrı görüp ibret almaktır.

Kulağın şükrü, doğru sözü tutmaktır.

Elin şükrü, haksıza uzanmamaktır.

Midenin şükrü, helâle dikkat etmektir.

Ayağın şükrü, yanlış yollara sapmamaktır.

Bunları yapan, gerçekten şükredenlerdendir.

İman ve İslâm nimetinin şükrü ise;
onları yaşamak ve temsil etmektir.
Sözle değil, hâl ile…

Akıl nimeti de böyledir.
Hayra da kullanılır, şerre de.
Onu doğru rehberlikle kullanmak,
hem dünya hem ahiret saadetidir.

Doymayan İnsan, Unutan İnsan

Çağımızın en büyük hastalığı doyumsuzluktur.
Reklamlar, sosyal medya, başkalarının hayatları…
Sürekli daha fazlasını istiyoruz.

Sahip olduklarımız değil,
sahip olamadıklarımız gündemimizde.

Bu da insanı huzursuz, mutsuz ve nankör yapıyor.

Oysa hayat sadece yükselişten ibaret değildir.
Sıkıntı da imtihandır.
Sabır da şükrün bir başka yüzüdür.

Şükür;
sağlığı hayırda kullanmaktır,
malı paylaşmaktır,
bilgiyi saklamamaktır.

Sadece “Elhamdülillah” demek değil,
hayatı o bilinçle yaşamaktır.

Son Söz Yerine

Bugün belki kendimize şu soruyu sormalıyız:
Dün hangi nimet için gerçekten şükrettim?

Çünkü ilahî ölçü çok açık:
“Şükrederseniz artırırım,
nankörlük ederseniz eksiltirim.”

Ve unutmayalım…
Nefes hâlâ bedava.

şükür nefes tedavi doktor