Kur’an’ın İnşa Etmek İstediği İnsan Tipi

Fahri Sağlık

Fahri Sağlık

Tüm Yazıları

Kur’an’ın bize sunduğu insan tasavvuru ne romantiktir ne de hayalci. İnsanı yüceltirken melekleştirmez, düşüşünü anlatırken de onu mahkûm etmez. Kur’an, insanı çağının akıntısına bırakmaz; ona yön verir. İnsanın yönü Allah’a döndüğünde, hayatın bütün düzeni de değişmeye başlar.

Bugün Kur’an’ın istediği insan tipini yetiştirmek zor, hatta “imkânsız” gibi görünüyorsa; sorun Kur’an’da değil, insanı biçimlendiren çağın şartlarındadır. Modern dünya insanı çoğu zaman çıkar, tüketim ve görünürlük üzerinden kurarken; Kur’an insanı Allah rızası ekseninde inşa eder.

İşte asıl gerilim de burada başlar.

Modern Dünya Müşteri Yetiştirir, Kur’an Kul İnşa Eder

Modern çağın en baskın kimliği çoğu zaman “vatandaş” ya da “birey” değil, müşteri kimliğidir. İnsan, satın aldığı şeylerle kendini tanımlar. Zevki, itibarı, konforu ve hatta değerleri bile tüketim dünyasının içinde şekillenir.

Kur’an ise insanı müşteri olarak değil, kul olarak kurar. Kul olmak; silinmek, ezilmek ya da yok olmak değildir. Kul olmak, merkezini Allah’a dayamak ve nefsin sınırsız arzularına teslim olmamaktır.

Modern dünya “özgürlük” diyerek arzuları büyütür. Kur’an ise gerçek özgürlüğü, arzulara esir olmamaktan başlatır.

Kur’an Şahit İster, Çağ Seyirci Üretir

Kur’an’ın inşa etmek istediği insan şahittir. Hakkın şahidi, zulmün karşısında duran kişidir. Şahitlik yalnızca mahkeme dili değil, bir hayat duruşudur.

Modern insan ise çoğu zaman seyircidir. Acılar ekranlardan geçer, haber biter, gündem değişir. Vicdan çoğu kez duygu seviyesinde kalır, sorumluluğa dönüşemez.

Kur’an’ın insanı acıyı yalnızca “haber” olarak izlemez; onu bir emanet olarak görür. Merhameti de sadece his değil, hayatın örgüsü haline getirir.

Tevhit İnsanı Toplar, Modern Çağ Parçalar

Tevhit yalnızca “Allah birdir” demek değildir. Tevhit; hayatın merkezini tekleştirmek, korkuyu, umudu, hedefi ve sınırı Allah’a bağlamaktır.

Modern çağ ise insanı parçalar. İnsan aynı anda kariyerin, görünürlüğün, statünün, beğenilmenin ve konforun kulu haline gelebilir. Bunlar çağdaş putlar olarak da görülebilir. Çünkü put, insanı Allah’tan bağımsızlaştıran mutlak değer haline gelen her şeydir.

Kur’an insanı putlardan uzaklaştırır. Modern dünya ise putları çeşitlendirir.

Kur’an Ahlakı Esas Alır, Modern Dünya Başarıyı

Kur’an’ın insanı için ahlak, güzel bir ek değil; varoluşun çekirdeğidir. Doğru söz, emanet bilinci, adalet, ölçü ve hakkaniyet; iman hayatının ayrılmaz parçalarıdır.

Modern dünyada ise başarı çoğu zaman merkeze alınır. Başarı için yalan “strateji”, kibir “özgüven”, haksızlık “rekabet”, zulme yakınlık ise “realite” gibi sunulabilir.

Kur’an’ın inşa ettiği insan, ahlakı başarıya feda etmez.

Kur’an Hak Merkezlidir, Modern İnsan Tarafını Kollar

Kur’an adalet konusunda tavizsizdir. İnsan kendisi, ailesi ve yakınları aleyhine bile olsa adaletten ayrılmamalıdır. Bu kolay değildir; çünkü insan en çok kendi tarafını korumak ister.

Modern kimlikler; grup, parti, cemaat ya da ideoloji üzerinden çoğu zaman adaleti değil, aidiyeti büyütür. Aidiyet büyüdükçe adalet küçülebilir. Bizden olanın kusuru görülmez, bizden olmayana merhamet azalır.

Kur’an’ın istediği insan ise “taraf” değil, hak merkezlidir.

Ümmet Bilinci, Yalnızlığa Ve Ötekileştirmeye Cevaptır

Modern çağ iki uç insan tipi üretir: Bir yanda yalnız birey, diğer yanda yalnızca etnik mensubiyetine sığınan insan. Biri savrulur, diğeri ötekileştirir.

Kur’an ise ümmet bilinci kurar. Bu bilinç; farklılıkları yok eden değil, hakta buluşturan bir birlik anlayışıdır. İman, adalet, ahlak ve merhamet üzerinden kurulan kardeşliktir.

Modern dünya birlik kurarken çoğu zaman çıkarı, pazarı ve gücü merkeze alır. Kur’an ise birliği hakikat ekseninde kurar.

Bu İnsan Tipi İmkânsız Mı?

Hayır, imkânsız değildir. Fakat kendiliğinden de oluşmaz. Çünkü modern hayatın akışı insanı çoğu zaman Kur’an’ın istediği yöne değil, ters yöne taşır.

Bu yüzden Kur’an’ın inşa ettiği insan bilinçli bir çaba ister. Bunun yolu da Kur’an’ı yalnızca okunan bir metin değil, hayata yön veren bir rehber olarak görmekten geçer. Nefsi terbiye etmek, tüketimi azaltmak, gösterişi kırmak, Peygamberimizin direniş ahlakını hatırlamak ve iyiliği hobi değil görev bilmek gerekir.

Kur’an, “insan değişmez” demez. Aksine insanın değişebileceğine inanır ve onu bu değişime çağırır.

Kur’an insanı, çağının ürünü değil; çağına müdahale eden insandır. Akıntıya kapılan değil, akıntının yönünü sorgulayan insandır. Az bulunması onun değersiz olduğunu değil, kıymetini gösterir.

Kestiğimiz kurbanlar bizi Kur’an’ın istediği insan tipine ne kadar yaklaştırdı? Dönüp kendimize bu soruyu sormamız gerekir.

kur'an insan yetiştirme