1 Hikâye 1 Hayat 1 Köşe

Macit Ermiş

Macit Ermiş

Tüm Yazıları

Bazen bir hikâye duyarsınız ve içinizde bir yere dokunur. Büyük laflar içermez, öğüt vermez, ama insanı düşündürür. Nazif Bey’in hikâyesi de bende tam böyle bir his bıraktı.

Okuduğumda ilk düşündüğüm şey şu oldu: Hayat gerçekten bazen çok basit cümlelerle anlatılabiliyor.

“Bir müddet zeytin yeriz, sonra alışırız.”

Bu cümle bana göre sadece bir yokluk cümlesi değil. Bir hayat tavrı. Bir duruş.

Çünkü insanın karakteri çoğu zaman bollukta değil, darlıkta ortaya çıkıyor. Nazif Bey de bir zamanlar varlıklı bir hayat sürmüş. Sonra şartlar değişmiş. Ama değişmeyen bir şey var: insanın kendine koyduğu ölçü.

En çok da şu tarafı dikkatimi çekti. Yıllar önce bir öğrenciye verdiği bursu bir dönem gönderememiş. Çoğumuzun muhtemelen unutacağı bir mesele. Ama o unutmamış. Bunu kendine borç saymış. Hatta o parayı altına çevirip oğluna “bunu sahibine ulaştır” diye vasiyet etmiş.

Bunu okuduğumda içimden şu geçti: Demek ki bazı insanlar için borç sadece para meselesi değil, vicdan meselesi.

Bir de o çorap hikâyesi var. Borçlarını bitirmeden yeni çorap giymemeyi kendine kural yapmış. Küçük gibi görünen ama insanın karakterini anlatan bir ayrıntı.

Hayatın bana öğrettiği bir şey varsa o da şu: İnsan çoğu zaman büyük sözlerle değil, küçük tercihlerle kendini anlatıyor.

Nazif Bey’in çocuklarına söylediği cümle de aslında çok tanıdık geldi bana.

“Bir müddet sabrederiz, sonra alışırız.”

Düşününce hayat biraz da böyle değil mi? Zor günler geliyor, geçiyor. İnsan bazen yürümek zorunda kalıyor, bazen beklemek zorunda kalıyor. Ama çoğu zaman alışıyor.

Ben bu hikâyeyi okurken nasihat dinliyor gibi hissetmedim. Daha çok eski zamanlardan gelen bir insanlık hâli gibi geldi bana.

Belki de mesele gerçekten çok basit.

Hayat bazen zeytinle geçiyor.
Bazen sabırla.
Bazen yürüyerek.

Ama insanın geride bıraktığı şey çoğu zaman para değil, nasıl yaşadığı oluyor.

Nazif Bey’in hikâyesi bana bunu hatırlattı.

Bazen insan gerçekten sadece şöyle diyerek yoluna devam ediyor:

“Bir müddet… sonra alışırız.”