Balıkesir’de Sağlıkta Sağlıksız Sistem
Balıkesir’de sağlık hizmetine ulaşmaya çalışan pek çok vatandaş için mesele artık sadece hastalanmak değil, doğru branşta uygun randevu bulabilmek. MHRS üzerinden internet, mobil uygulama ve Alo 182 ile randevu alınabiliyor; ayrıca onaylı randevu sisteminde ertesi günkü randevunun bir gün önce saat 20.00’ye kadar onaylanması gerekiyor. Gitmediği halde iptal edilmeyen randevularda ise aynı branş için 15 gün kısıt uygulanıyor. Buna rağmen vatandaşın temel sorusu değişmiyor: Sistem var ama erişim neden hâlâ zor?
Sorun MHRS’nin Varlığı Değil, Sonuç Alabilmek
Bugün kimse “randevu sistemi olmasın” demiyor. Zaten MHRS, sağlık hizmetini daha düzenli, daha planlı ve daha erişilebilir hale getirmek için kuruldu. Resmî sistem üzerinden hastane, semt polikliniği ve bazı birimler için randevu alınabiliyor.
Ancak vatandaş açısından asıl mesele sisteme girmek değil.
Asıl mesele, sisteme girdikten sonra karşısına gerçekten işe yarar bir sonuç çıkıp çıkmaması.
Çünkü bir anne çocuğu için günlerce uygun çocuk doktoru arıyorsa, yaşlı bir hasta göz ya da kardiyoloji için ileri tarihlere düşüyorsa, çalışan bir vatandaş mesai saatine uyan boşluk bulamıyorsa, teknik olarak sistem çalışsa bile pratikte sıkıntı devam ediyor demektir.
Balıkesir’de Gündelik Hayatı Yoran Şey Ekran Yenilemek
Bu konu yalnızca büyük şehirlerin sorunu değil. Balıkesir gibi merkez-ilçe dengesi olan kentlerde de sağlık hizmetine erişim, günlük hayatın en yorucu başlıklarından biri haline gelebiliyor. Özellikle bazı branşlarda randevu arayışı, vatandaşın sabah akşam ekran kontrol etmesine dönüşüyor.
Burada eleştirilmesi gereken şey teknoloji değil.
Sorun, vatandaşın teknolojiye rağmen hâlâ rahatlayamaması.
Randevu var gibi görünüyor ama uygun gün yok.
Boşluk açılıyor ama çok kısa sürede kapanıyor.
İptal edilen yer düşüyor ama onu takip etmek neredeyse ayrı bir mesai istiyor.
Sağlık hizmeti, refleks isteyen bir “yer kapma yarışına” dönmemeli.
Onaylı Randevu Düzeni Faydalı, Ama Tek Başına Yeterli Değil
Sağlık Bakanlığı’nın yürürlüğe koyduğu onaylı randevu sistemi, kullanılmayan kapasitenin boşa gitmemesi için önemli bir adım oldu. Ertesi gün randevusu olan hastanın, bir gün önce saat 20.00’ye kadar randevusunu onaylaması ya da gelemeyeceğini bildirmesi isteniyor. Onay verilmeyen randevular otomatik iptal ediliyor. Randevu alıp gitmeyen ve iptal de etmeyenler için de aynı branşta 15 gün yeni randevu alamama kuralı uygulanıyor. Bakanlık ayrıca MHRS’de aylık 3 randevu gibi bir kota iddiasının doğru olmadığını da açıklamıştı.
Bunlar kötü düzenlemeler değil.
Hatta sistem disiplinini artıran, boş kapasiteyi azaltmayı amaçlayan mantıklı adımlar.
Ama kabul edelim:
Bir sistemin kurallı olması, vatandaşın ihtiyacını tam karşıladığı anlamına gelmiyor.
Çünkü randevu sadakati artarken, talep yoğunluğu aynı kalıyor ya da artıyorsa; bazı alanlarda sorun yine hissedilmeye devam ediyor.
Mesele Sadece Randevu Değil, Sürecin Tamamı
MHRS tartışılırken çoğu zaman sadece “randevu aldın mı, alamadın mı?” sorusuna sıkışıyoruz. Oysa vatandaş için gerçek yük, çoğu zaman randevudan sonra başlıyor.
Muayene oldun.
Tetkik istendi.
Tetkik için ayrı gün bekledin.
Sonuç çıktı.
Kontrol randevusu aradın.
İlaç yazdırman gerekti.
Yine sıra başladı.
Yani sağlıkta yorgunluk sadece hastalıktan değil, sürecin parçalı yapısından da doğuyor.
Balıkesir’de özellikle yaşlılar, kronik hastalar, çocuklu aileler ve ilçeden merkeze gelmek zorunda kalanlar için bu zincir daha da yorucu hale geliyor.