Sahne Bu Kez Hayatı Anlattı
Salih Tozan Kültür ve Sanat Merkezi’nde uzun zamandır böyle bir kalabalık gördüğümü hatırlamıyorum. İnsanlar erkenden gelmişti. Salon doluydu. Ayakta kalanlar vardı. Daha oyun başlamadan, içeride farklı bir hava olduğu hissediliyordu.
En dikkat çekici taraf ise şuydu: Ortada gösteriş yoktu. Protokol telaşı yoktu. Ön sıra hesabı yoktu. Belediye başkanı yoktu, siyasetçi yoktu. Ama salon boş değildi. Tam tersine, salonu gerçekten izlemek isteyen insanlar doldurmuştu. Bence gecenin en kıymetli taraflarından biri buydu.
Sahneye çıkanlar, Balıkesir Üniversitesi 60+ Tazelenme Üniversitesi Tiyatro Topluluğu oldu. Oyunun adı “Yaşamın İçinden”. İsmi zaten çok şey söylüyor ama insan izleyince bu ismin neden seçildiğini daha iyi anlıyor. Çünkü sahnede sadece ezberlenmiş replikler yoktu. Orada yaşanmışlık vardı. Yaş almış insanların, hayattan süzülüp gelen duygusu vardı.
Bazı oyuncuların bir bakışı, bazı cümlelerden daha çok şey anlattı. Belli ki sadece rol yapmıyorlardı. Sanki kendi hayatlarından bir yerden geçip geliyor, oradan konuşuyorlardı. Bu yüzden seyirci de sahneyle mesafe kuramadı. Kahkaha atılan yerde hep birlikte gülündü, duygunun ağırlaştığı yerde salonda ciddi bir sessizlik oldu. O sessizlik yapmacık değildi. İnsanların gerçekten dinlediği, gerçekten hissettiği bir sessizlikti.
Oyunun yönetmeni Tamer Çallıoğlu o gece sahneyi büyük laflarla değil, hayatın içinden detaylarla kurmuştu. Bu da oyunu daha etkili hale getirdi. Çünkü bazen sahnede insanı vuran şey büyük cümleler olmuyor. Tanıdık bir hâl, bir kelime, bir duraksama daha çok yer ediyor. O akşam da öyle oldu.
Şunu açıkça söylemek gerekir: Bu gösteri, “ileri yaşta bireyler sahneye çıktı” cümlesiyle geçiştirilecek bir iş değildi. Tam tersine, belki de yaşanmışlığın sahneye en çok yakıştığı anlardan biriydi. Genç oyuncularda enerji olur, hız olur. Burada ise başka bir şey vardı: ağırlık. Hayat görmüş olmanın getirdiği bir ağırlık. Ve o, sahnede çok net hissedildi.
Benim aklımda en çok kalan şey şu oldu: İnsan belli bir yaştan sonra görünmez olmuyor. Hatta bazen tam tersine, en sahici sözünü o zaman söylüyor. O gece sahnede bunu gördük. “Artık geri planda kalması beklenen” insanların, aslında ne kadar güçlü bir anlatı kurabildiğini izledik.
Salonun ücretsiz bir gösteri için bu kadar dolması da ayrıca üzerinde durulması gereken bir şey. Demek ki insanlar hâlâ sahici olana geliyor. Hâlâ kendinden bir parça bulduğu şeye ilgi gösteriyor. Hâlâ abartısız ama gerçek bir iş karşısında salonu doldurabiliyor. Bu da Balıkesir adına küçümsenecek bir durum değil.
O gece eve dönerken aklımda şatafatlı bir sahne gösterisi kalmadı. Daha başka bir şey kaldı. İnsan ömrünün bir yük değil, bir birikim olduğu düşüncesi kaldı. Ve sahneye çıkanların aslında sadece bir oyun oynamadığı hissi kaldı.
Bazen bir şehir, kendini en iyi nutuklarda değil, böyle gecelerde gösteriyor.
Balıkesir’de o gece sahnede dekor değil, hayat vardı.