Doğanın Betonlaşması ve Sığırcıkların “İntikamı”
Balıkesir gökyüzü günlerdir siyah bir dalga gibi…
Havaların serinlemesiyle birlikte binlerce sığırcık, akşam karanlığı çökerken şehrin tam kalbine iniyor. Milli Kuvvetler Caddesi boyunca uzanan manolya ağaçları, artık yalnızca kokulu çiçekleriyle değil; yapraklarını beyaza çeviren manzarasıyla da dikkat çekiyor. Sığırcık sürüleri dallara konuyor, geride bıraktıklarıyla banklar, kaldırımlar ve yürüyüş alanları adeta geçilmez hale geliyor.
Vatandaş tepkili:
“Bankta oturamıyoruz, kaldırımdan yürüyemiyoruz.”
Ama manzaranın arka planında daha büyük bir hikâye var.
Uzmanlara göre bu tablo bir tesadüf değil. Betonla kuşatılan şehirde yeşil alanlar azaldıkça, kuşların sığınacak noktaları da daralıyor. Parklar beton, boşluklar beton, nefes alan her yer beton… Doğa, kendine kalan birkaç ağacı son kale gibi kullanıyor. Sığırcıklar da tam burada toplanıyor.
Bir kesim bu durumu “doğanın sessiz çığlığı” olarak yorumluyor.
Bir başkası ise daha sert konuşuyor:
“Bu, betonlaşmanın bedeli… Doğanın intikamı.”
Oysa sığırcıklar yalnızca kışı geçirmek için buradalar. Kuzeyin soğuğundan kaçıp ılıman bölgelere inen bu kuşlar, gökyüzünde çizdikleri eşsiz desenlerle hayran bırakırken, şehir yaşamıyla kaçınılmaz bir çatışmaya giriyor. Onlar için manolya, bizim için kaldırım… Çatışma da tam burada başlıyor.
BİLGİ NOTU | Türkiye’de Sığırcıklar Ne Zaman Ürer?
• Üreme dönemi: İlkbahar – yaz
• Türkiye’de: Genellikle Mart – Mayıs ayları arasında başlar
• Kış ayları: Türkiye, sığırcıklar için bir konaklama ve beslenme alanıdır
• Kışın gördüğümüz büyük sürüler, çoğunlukla kuzey ülkelerinden gelen misafirlerdir
Sığırcıklar birçok kültürde umut, yenilenme ve iyi haberin simgesi olarak kabul edilir. Belki de Balıkesir semalarında çizdikleri o muhteşem koreografiyle şunu hatırlatıyorlar:
Şehirler yalnızca insanlar için değil…
Ağaçlar azalırsa, kuşlar daha yakına iner.
Doğa sustu sanılır, ama aslında konuşuyordur.