Bir Tabak Höşmerim ve Balıkesir Kokusu
Bazı tatlar vardır, sadece damakta kalmaz.
İnsanın hafızasına yerleşir.
Balıkesir höşmerimi de benim için öyledir.
Çocukken ne tatlıyı bilirdik ne tarifini.
Sadece şunu bilirdik:
Eve höşmerim geldiyse, ya bir misafir gelecektir
ya da evde güzel bir şey olmuştur.
Genelde beyaz bir tabağın içinde gelirdi.
Üzerine kaşık değmeden önce mutfakta bir sessizlik olurdu.
Annem “çok karıştırmayın, dağıtmayın” derdi.
Biz yine de ilk kaşığı alırken sabırsızlanırdık.
Çünkü höşmerim, beklemeyi sevmez;
sıcakken güzeldir, paylaşılınca anlamlıdır.
Yıllar geçti.
Gazeteci olduk, koşturduk, büyüdük.
Ama ne zaman Balıkesir’e dair bir koku duysam,
aklıma önce höşmerim gelir.
Bir pastanede vitrine koyulmuş olsa bile
o tabak beni çocukluğuma götürür.
Bir gün yine iş çıkışı,
yorgunluğun omuzlarıma çöktüğü bir akşamüstü
küçük bir dükkânda höşmerim gördüm.
Aldım.
Ofise götürdüm.
Herkes birer kaşık aldı.
Kimse konuşmadı önce.
Sonra biri “Bu tat başka bir şey” dedi.
Haklıydı.
Çünkü höşmerim sadece bir tatlı değildir.
Balıkesir’in sabrıdır, emeğidir.
Sütün kokusudur, tavanın başında bekleyiştir.
Biraz da paylaşmayı bilme hâlidir.
Şimdi ne zaman memleketten uzaklaşsam,
bir tabak höşmerimi özlerim.
Sadece tadını değil;
onun etrafında kurulan cümleleri,
çayla birlikte uzayan sohbetleri,
“bir kaşık daha al” diyen samimiyeti.
Belki bu yüzden Balıkesir höşmerimi
en çok evde güzeldir.
Çünkü bazı tatlar,
sadece midede değil,
insanın içini doyurur.
Ve höşmerim…
Balıkesir’in en sessiz ama en güçlü hatırasıdır.