Balıkesir’de Belediyeler Bermuda Üçgeni Gibi
Balıkesir’de Belediyeler Bermuda Üçgeni Gibi
Talep Giriyor, Sonuç Çıkmıyor
Semra Aman Akyürek
Bu yazıda siyasi partileri değil, yönetim anlayışını, kurumsal işleyişi ve belediyecilik becerisini konuşmak istiyorum. Çünkü Balıkesir’de bugün vatandaşın en çok sorduğu sorulardan biri şu:
“Belediyeler gerçekten çalışıyor mu, yoksa sadece çalışıyormuş gibi mi görünüyor?”
Başlıktaki “Bermuda Üçgeni” benzetmesini özellikle kullandım.
Neden?
Çünkü Bermuda Üçgeni, yıllardır popüler kültürde içine giren gemilerin, uçakların ve izlerin kaybolduğu bir alan olarak anlatılır. Her ne kadar bilimsel olarak bu bölgeye yüklenen gizemin büyük kısmı tartışmalı olsa da, mecaz anlamı çok güçlüdür:
Bir şey girer ama çıktısını göremezsiniz.
Bir iz başlar ama sonuca ulaşamazsınız.
Bir hareket olur ama akıbet belirsizleşir.
Balıkesir’de bazı belediyeler için vatandaşın kurduğu cümleler tam da bu hissi veriyor.
Şikâyet giriyor, sonuç çıkmıyor.
Dosya gidiyor, takip edilemiyor.
Talep iletiliyor, çözüm gecikiyor.
Beklenti büyüyor, hizmet görünmüyor.
İşte benzetmem tam olarak bu yüzden.
Burada doğaüstü bir gizemden değil, yönetimsel kayboluştan söz ediyorum. Bir başka ifadeyle mesele, hizmetin görünür olmaması değil sadece; sorumluluğun dağılması, kurum içi refleksin zayıflaması ve vatandaşın devlete en yakın kapıda karşılık bulamaması.
Önce Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ile başlayalım.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın için halkta ciddi bir sevgi ve sempati olduğu açık. Ancak vatandaşın bir bölümü, bu sevginin yönetimsel başarıya aynı ölçüde yansımadığını düşünüyor. Belediye yönetiminde işlerlik, koordinasyon ve hizmet üretme kabiliyeti konusunda zayıflık olduğu yönünde eleştiriler sıkça duyuluyor.
Bunun nedeni ne?
Sahadan yükselen yorumlara bakıldığında mesele sadece tek tek isimler değil; daha çok kurum içindeki çalışma kültürü. Yeni gelenlerin bir kısmı işi biliyor, bir kısmı bilmiyor; ama vatandaşın gözünde asıl sorun şu algıda düğümleniyor:
“İşi biri yapsın da kim yaparsa yapsın.”
Bir yanda geçmiş dönemden kalanlar, öte yanda yeni kurulan ekipler… Fakat ortak hedefe aynı ağırlıkla yüklenmeyen bir yapı hissediliyor. Kimi suskun, kimi temkinli, kimi kendi alanını koruma derdinde. Ortaya çıkan tablo ise sağlam bir temel değil; vatandaşın deyimiyle artçı sarsıntılarla ayakta durmaya çalışan bir yapı.
Bu da hizmete doğrudan yansıyor. Çünkü bir kurumda herkes kendi odasına çekildiğinde, şehir beklemeye başlıyor.
Karesi: Kişisel Hırsların Gölgesi mi?
Karesi Belediyesi tarafında ise kamuoyunda daha çok bireysel bakış açısının ağır bastığı yönünde eleştiriler öne çıkıyor. Başkan Mesut Akbıyık ile ilgili sahada dile getirilen yorumlardan biri, belediyede uzun vadeli bir vizyondan çok, daha dar bir yönetim çerçevesinin hissedildiği yönünde.
Vatandaşın bazı kesimleri, Karesi’de kamu hizmetinden çok kişisel hırsların, hatta yer yer intikam duygusunu andıran yaklaşımların konuşulduğunu söylüyor. Bunlar elbette ağır iddialar. Fakat yerel yönetimlerin görevi tam da burada başlar: Bu tür algıları kırmak için daha fazla şeffaflık, daha fazla adalet ve daha fazla hizmet ortaya koymak.
Çünkü belediye binası, kişisel hesapların görüldüğü yer değil; kamu yararının korunduğu yerdir.
Altıeylül: İlgi Var, Çözüm Beklentisi De Var
Altıeylül Belediyesi cephesinde ise daha karmaşık bir tablo dikkat çekiyor. Vatandaşın önemli bir bölümü, Hakan Şehirli’ye yönelik ilgi ve iletişim açısından olumlu konuşuyor. Ancak aynı vatandaş, bazı somut sorunlarda belediyenin yeterince etkili davranmadığını da söylüyor.
Bunların başında sokak hayvanları meselesi geliyor.
Özellikle bazı mahallelerde yaşayanlar, belediyeye yapılan bildirimlere rağmen hem kedi hem köpek kaynaklı sorunların sürdüğünü belirtiyor. Tepkilerde ortak nokta şu:
“Hayvan düşmanı değiliz ama yaşam alanlarımız daralıyor, çocuklarımız korkuyor, bu işe düzen getirilsin.”
Burada dikkat çeken başka bir başlık daha var. Mahalle aralarında belirli saatlerde yapılan düzensiz beslemeler, ev önlerine, çöp kenarlarına, hatta özel alanların yakınına bırakılan mamalar nedeniyle ortak yaşam huzurunun bozulduğunu söyleyenler var. Bu konuda çeşitli iddialar dolaşıyor; bunların doğruluğu ayrı bir inceleme konusu. Ama kesin olan şu:
Sorun artık sadece merhamet meselesi değil, aynı zamanda kent düzeni ve mahalle güvenliği meselesi haline gelmiş durumda.
Altıeylül’de ihtiyaç duyulan şey, slogan değil;
ölçülü, denetlenebilir ve mahalleliyi de içine alan kalıcı çözüm.
Bigadiç: Soruların Cevabı Neden Bu Kadar Gecikiyor?
Bigadiç’te ise iş daha da hassas bir noktaya gidiyor. Çünkü burada konuşulanlar yalnızca hizmet eksikliği değil; aynı zamanda işleyişe dair şeffaflık soruları.
Vatandaşlar arasında, bazı işlemlerin nasıl yapıldığına, bazı ödemelerin hangi usulle yürüdüğüne, bazı ticari tercihlerde neden belirli adreslerin öne çıktığına dair çok sayıda soru dolaşıyor. Özellikle kum alımı, belge düzeni, elden ödeme yapıldığı iddiaları ve belediyeyle bağlantılı bazı tercihler üzerine ciddi söylentiler var.
Bunların her biri ya açık biçimde yalanlanmalı ya da kamuoyunu tatmin edecek şekilde açıklanmalı. Çünkü ilçe küçük olabilir ama soru küçük değildir.
Bir yerde vatandaş şu cümleyi kurmaya başladıysa, orada alarm zili çalar:
“Bu para nereye gidiyor?”
Bu soru cevapsız kaldıkça dedikodu büyür, güven küçülür.
Bermuda Üçgeni Benzetmesi Tam Da Burada Oturuyor
İşte belediyeleri Bermuda Üçgenine benzetmemin esas sebebi burada düğümleniyor.
Çünkü vatandaş açısından tablo bazen şöyle işliyor:
Talep veriliyor, sonucu yok.
Şikâyet yapılıyor, geri dönüş yok.
Sorun anlatılıyor, çözüm görünmüyor.
Dosya açılıyor, akıbet belirsizleşiyor.
Yani ortada bir “gizem” değil, kurumsal kayıp hissi var. Vatandaş belediyeye ulaştığında devlete ulaşmış olmak istiyor. Ama karşılaştığı şey çoğu zaman çözüm değil de bekleme, belirsizlik ve yönsüzlük olursa, o zaman kurumlar halkın gözünde işlevini yitirmeye başlıyor.
Bermuda Üçgeni benzetmesi bu yüzden sert ama yerinde:
Beklentiler kayboluyorsa, güven de kaybolur.
Gidişat Nereye?
Balıkesir’de belediyecilik bugün yalnızca hizmet yarışı değil, aynı zamanda güven sınavı veriyor. Büyükşehirde başka, Karesi’de başka, Altıeylül’de başka, Bigadiç’te başka başlıklar var. Ama hepsinin birleştiği ortak nokta aynı:
Vatandaş artık daha net, daha hızlı ve daha dürüst bir belediyecilik istiyor.
Koltuklar geçici.
Şehir kalıcı.
Makam geçer.
İz kalır.
Ve o iz, ya hizmetle anılır ya da ihmalle.