Balıkesir’de Nefis Kimin Koltuğundan Büyük?
Bazı insanların nefsi, hastalıklarının da ötesindedir;
makamlarının da…
Ne taşıdığı unvan tedavi eder onu,
ne oturduğu koltuk doyurur.
Çünkü mesele bedenle değil,
ruhun doyumsuzluğuyla ilgilidir.
Öyle insanlar vardır ki,
en küçük yetkiyi bile karakter sanır,
en basit alkışı zafer.
Makam büyüdükçe sorumluluk artmaz onlarda,
sadece nefis genişler.
Hastalıkları teşhis edilebilir belki,
ama nefis hastalıkları gizlidir.
Kibre “özgüven”,
hırsa “çalışkanlık”,
zulme “disiplin” adı takılır.
Ve bu isimler değiştikçe,
vicdanın sesi daha da kısılır.
Oysa makamlar geçicidir,
insan kalıcı.
Ama nefsi makamdan büyük olanlar,
bunu hep tersinden yaşar.
İnsanı küçültür, koltuğu yüceltirler.
En tehlikelisi de şudur:
Bu insanlar kendilerini hiç hasta sanmaz.
Çünkü nefis, hastalığını kabul etmez.
Kendini hep haklı,
hep mağdur,
hep merkezde görür.
Ve gün gelir,
makam gider,
alkış biter,
kalabalık dağılır.
Geriye sadece insan kalır.
İşte o zaman anlar insan,
nefsini yenemeyenlerin
aslında hiçbir şeyi kazanamadığını.
Ve insan ister istemez soruyor:
Balıkesir’de sizce kimler böyle?
Makamı kişiliğinin önüne koyanlar mı,
yetkiyi sorumluluk sananlar mı,
yoksa aynaya bakmadan konuşanlar mı?…