Bayram, Bir 50 TL Ve Balıkesir’in Yetim Kalan Hali
Bayramlar bazı şehirlerde kalabalığı büyütür.
Bazı şehirlerde ise eksikliği.
Ben bu bayramda yine rahmetli Edip Uğur’u andım.
Çünkü bazı insanlar öldükten sonra hatırlanmaz;
bazı insanlar ise şehirdeki boşluk büyüdükçe daha çok hissedilir.
Her bayram bayramlaşmak ne güzeldi onunla.
Bugün elimde kalan bir 50 TL var.
Bir zamanlar sıradan bir hatıra gibi duran o para, şimdi benim için bir banknottan çok daha fazlası.
İnsan bazen bir sözü, bazen bir bakışı, bazen de cebine koyduğu küçük bir hatırayı yıllar sonra bambaşka bir yerden tutar.
Benim elimde kalan o 50 TL, aslında bir dönemin Balıkesir’ine ait.
Çünkü bazı isimler vardır;
onları anarken yalnız kişiyi değil, bir dönemin ruhunu da anarsınız.
Edip Uğur, Balıkesir’de böyle bir isim oldu.
Seveni de oldu, eleştireni de.
Ama bugün dönüp şehre baktığımda, onun adı etrafında en çok büyüyen duygunun “iz bırakmış olmak” olduğunu görüyorum.
Şehirler bazen yollarla büyür, bazen binalarla.
Ama asıl olarak hafızayla ayakta kalır.
Balıkesir’in bugün en büyük eksiği de biraz burada başlıyor.
Ne yapsak elimizde kalıyor hissi, biraz da bu yüzden büyüyor.
Çünkü bir şehirde işler sadece yapılmakla olmaz;
korunması, sahiplenilmesi, devam ettirilmesi gerekir.
Bugün Balıkesir’e bakınca insanın içini acıtan şey tam da bu:
sahipsizlik duygusu.
Bir tarihi yapı elden gidiyor, içimiz sızlıyor.
Bir kültürel değer korunmuyor, üzülüyoruz.
Bir proje başlıyor ama ruhu devam etmiyor.
Bir cadde, bir meydan, bir şehir parçası bakımsız kalıyor.
Ve sonra hep aynı cümle dudaklara geliyor:
“Bu şehir sahipsiz.”
Belki de Edip Uğur’un ardından en çok bu yüzden “efsane” diyenlerin sayısı artıyor.
Çünkü insanlar bazen bir ismi, o kişi kusursuz olduğu için değil;
ondan sonra gelen boşluğu gördükleri için büyütür.
Yarım kalan hayalleri vardı, evet.
Tamamlanmayan işler, tartışılan kararlar, eksik kalan taraflar da vardı.
Ama yine de Balıkesir’e dair bir şey kurmak, bir şey söylemek, bir şey bırakmak isteyen bir iddiası olduğu hissediliyordu.
Bugün eksik olan da biraz bu:
şehre yalnız yönetilecek bir alan gibi değil, korunacak bir emanet gibi bakmak.
Ben bu yazıyı bir siyaset hesabı için yazmıyorum.
Bir bayram sabahında, bir insanı ve onunla özdeşleşen şehir duygusunu anmak için yazıyorum.
Çünkü bazı yokluklar yalnız kişisel değildir;
kentin içine siner.
Elimdeki 50 TL belki bugün kimse için bir şey ifade etmeyebilir.
Ama bana göre o para,
bir bayramlaşmanın,
bir vefanın,
bir dönemin,
ve biraz da Balıkesir’in artık kolay kolay bulamadığı sahip çıkma hissinin hatırasıdır.
Mekânı cennet olsun.
Kabri nurla dolsun.
Ve Balıkesir, bir gün yeniden kendi değerlerine kıymet veren bir şehir olsun.