Davete Değil, Saygıya İcabet Ederiz

Semra Aman Akyürek

Semra Aman Akyürek

Tüm Yazıları

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği kahvaltı programına katılmadık.
Evet, davet edildik.
Ama nasıl davet edildiğimiz, katılmamamız için fazlasıyla yeterliydi. Kimin aradığı belli olmayan aramalar oldu mu Oldu... İletişim Sıfır!

Gazetecilik bazen masaya oturmakla değil, neden o masaya oturmadığını kamuoyuna anlatmakla yapılır.

Davet,

gelişi güzeldi.
Ne bir içerik vardı,
Ne bir özen,
Ne de “basın” denilen mesleğe yakışır bir ciddiyet…

Daha kötüsü ise şu cümleydi:

“Size yelek yaptırdık, gelin.”

Burada durmak gerekir.

33 yıllık meslek hayatımın büyük bölümü Balıkesir’de geçti. Belediyeler söz konusu olduğunda gazetecilere bakış açısının, çoğu zaman saygıdan çok “veririz parayı, yazarlar” anlayışıyla şekillendiğine defalarca tanıklık ettim.
Baskıcı üslup, ilan ambargoları, dışlayıcı tavırlar…
Bunlar bu şehirde basının yabancısı olduğu şeyler değil.

Dahası da var.
Bu gerçekleri yazdığımız ilk günden itibaren, nemalanmayı seven, gazetecilik yaptığını sananlara da birebir şahit oldum.

Kahvaltı olur, yemek olur;
Basın toplantıları dolar taşar.
Ama konu haber olunca,
Masalar bir anda boşalır.

Buradan “gazeteciyim” diyenlere sormak isterim:

– En son ne zaman gerçek bir röportaj yaptın?
– Sokakta, caddede vatandaşın sesi ne zaman oldun?
– Şehrin sorunlarını en son ne zaman yazdın, dile getirdin?

Cevap verebilenlerin başımın üstünde yeri var.
Ama cevap veremeyenler kusura bakmasın;
Yemekler bitince sosyal medyada klavye başına geçenleri çok sık görüyorum.

Yapmayın.

Basın;
Bir yeleğe,
Bir kahvaltıya,
Bir tabak zeytine,
Bir bardak çaya muhtaç bir topluluk değildir.

La havle…

Gazetecilik promosyonla çağrılacak bir meslek hiç değildir.
Basın mensubu, “size bir şey verdik” denilerek davet edilecek biri değildir.

Hele ki bu şehirde, yıllardır yoklukla, baskıyla ve ilan ambargolarıyla ayakta kalmaya çalışan gazetecilere böyle hitap edilmesi…
En hafif tabirle özensizliktir. Biraz daha açık söyleyelim: Çirkindir.

10 Ocak, basına “ikram edilen” bir gün değildir.

Rahmetli Edip Bey’in, bir cemiyet yemeğinde “Önünüzdeki yemeği ben veriyorum” diyerek herkesi kapsayan o konuşmasını hiç unutmam. Kimine hafif gelir, bana ağır gelir. Çünkü ben yıllarımı çöpe atamayacak kadar bu mesleğe emek verdim. Şimdi Ahmet Akın'ında konuşmasını dinledim. Ben ne diyeyim....!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bizzat aldığım ödül,
CHP Genel Başkanı’nın şehrimize geldiği gün röportaj yapabildiği tek gazeteci olmam,
Ve saymakla bitmeyecek başarı sayfalarımı yazıpta yinelememe gerek yok! Bazen mutevazılık farklı algılanıyor. O nedenle Görmeyi ve bakmayı bilen NEFSİ büyüklerin göremeyeceği ezici başarının akabi bunlar...

Şunuda söylemeden geçmeyeyim. Balıkesir’de çok isterdim büyüklerimden bir şeyler öğrenmeyi. Ama örnek alabileceğim, “bana şunu kattı” diyebileceğim bir isim ne yazık ki karşıma çıkmadı Reşit Kıpçak ve ailesi dışında. Elbette saygı duyduklarım vardır;

Ama mesleki anlamda iz bırakan biri varmı ? Ya gençlerin elinden tutan?

10 Ocak, basına saygı gösterilmesi gereken bir gündür.

Saygı;
– Yelekle olmaz
– Kahvaltıyla olmaz
– Toplu fotoğrafla hiç olmaz

Saygı;
Dille olur, üslupla olur, yaklaşımla olur.

Biz Merhaba olarak şunu beklerdik:

– Nezaket
– İçeriği olan bir davet
– “Gelirseniz seviniriz” diyen bir üslup
– Basını, belediyenin yan unsuru değil, kamunun gözü olarak gören bir bakış

Bunlar olmadı.

Bu yüzden gitmedik.
Küs olduğumuz için değil.
Trip attığımız için hiç değil.

Basınla ilişkiler,
“Kim geldi – kim gelmedi” defteri tutularak yürütülecek ilişkiler değildir.

Biz gazeteciyiz.
Davete değil, saygıya icabet ederiz.

Bir gün gerçekten basının ne söylediğiyle ilgilenilen,
Bir gün eleştirinin düşmanlık sayılmadığı,
Bir gün “basın özgürdür” cümlesinin kürsüde kalmadığı bir ortam olursa…

O masaya ilk biz otururuz.

Ama yelek için değil.
Kahvaltı için hiç değil.

Kalem için.
İlke için.
Gazetecilik için.

Gazetecilik basın balıkesir büyükşehir belediyesi davet