Öldükten Sonra Değil, Yaşarken Hatırlayın
Öldükten Sonra Gelen Değerin Kime Faydası Var?
İnsan garip bir varlık.
Yanımızdayken görmediğimiz, duymadığımız, kıymetini bilmediğimiz insanları; kaybettikten sonra uzun uzun anlatıyoruz. Ardından güzel cümleler kuruyor, hatıralar paylaşıyor, ne kadar değerli olduklarını söylüyoruz. Ama çoğu zaman artık çok geç oluyor.
Çünkü bazı sevgiler geç kalınmış oluyor.
Bazı teşekkürler söylenmemiş kalıyor.
Bazı özürler ise sahibinin içinde büyüyüp sessizce taşınıyor.
Oysa insanın gerçek değeri, öldükten sonra yapılan kalabalık cümlelerle değil; yaşarken gördüğü samimiyetle ölçülmeli. Bir insanın ardından konuşmak kolaydır. Zor olan, o insan hayattayken ona hak ettiği değeri verebilmektir.
Yanındayken hâlini sormak,
yorulduğunu fark etmek,
emeğini takdir etmek,
bir gün değil her gün değerli hissettirmek…
Herkes öldükten sonra güzel anılır.
Ama herkes yaşarken gerçekten anlaşılmaz.
İnsan bazen en çok da buna kırılır.
Geç Kalan Sevgi, Eksik Kalan Söz
Ne tuhaf değil mi?
Bir çiçeği mezara götürmek kolay geliyor da, aynı çiçeği hayattayken vermek bazen akla bile gelmiyor.
Birinin ardından “çok kıymetliydi” demek kolay geliyor da, bunu yüzüne söylemek çoğu zaman erteleniyor.
Belki de insan, kaybedince fark ediyor.
Ama hayatın en acı gerçeği de burada başlıyor:
Fark etmek her zaman yetmiyor.
Çünkü bazı insanlar gittikten sonra değil, tam da yanımızdayken sevilmek istiyor.
Duyulmak, görülmek, anlaşılmak istiyor.
Bir omuz, bir teşekkür, bir içten cümle bazen yılların yorgunluğunu hafifletiyor.
Ama biz çoğu zaman bunu unutuyoruz.
Günlük telaşlara, çıkarlara, alışkanlıklara, kırgınlıklara kapılıp en önemli şeyi erteliyoruz:
İnsana insan gibi davranmayı.
Vefa sadece cenazede hatırlanacak bir duygu değil. Sevgi sadece kaybedince söylenecek bir söz değil..
Saygı da yalnızca yoklukta büyütülecek bir değer olmamalı.
Anneyse yaşarken sarılmak gerekir. Dostsa yanındayken sahip çıkmak gerekir. Eşse, kardeşse, arkadaşsa, öğretmense, ustaysa, komşuysa…İnsan kim olursa olsun, onun varlığını yaşarken yüceltmek gerekir.
Çünkü ölümden sonra söylenen güzel sözler, çoğu zaman geride kalanların vicdanını rahatlatır.
Ama yaşarken söylenen güzel sözler, bir insanın kalbine dokunur. Asıl fark budur.
Bir insanın evde olması başkadır.Sesinin duyulması başkadır.Kapıyı açınca orada olması, bir masada yer tutması, bir cümle kurması, bir bakışı, bir susuşu bile başkadır.İnsan varken güzeldir.Varlığıyla anlamlıdır.Bu yüzden sevdiklerimizi anmak için onları kaybetmeyi beklememeliyiz.
Bugün hâlâ arayabileceğimiz biri varsa aramalıyız.
Teşekkür edebileceğimiz biri varsa etmeliyiz.
Gurur duyduğumuzu söylemeliyiz.
Kırdıysak gönlünü almalıyız.
Seviyorsak göstermeliyiz.
Çünkü hayatın en büyük pişmanlıkları, söylenmemiş sözlerin içimizde kalmasıyla büyür.