Sındırgı’da Minareler Sessiz! Vatandaş Konuşuyor

Semra Aman Akyürek

Semra Aman Akyürek

Tüm Yazıları

Bugün bunları yazma sebebim bu. Çünkü düğmeler yanlış iliklendiğinde sonucun ne olacağını hepimiz biliyoruz. O nedenle Sındırgı’da olup bitenleri öne çekmek artık bir tercih değil, bir ihtiyaç.

Sındırgı’da bazı şeyler yıkıldı, bazı şeyler yapıldı, bazı şeyler ise sanki hiç yokmuş gibi unutuldu. Sındırgılı üzgün çünkü mesele yalnızca yıkılanın yerine ne konduğu değil; yapılanın gerçekten kimin işine yaradığı.

Mesela Sındırgı’daki yatılı okul…

Aradan 5 yıl geçmiş. Okul yıkılmış. Ama yeniden yapılması için yatırım programına hâlâ alınmamış. İnsan ister istemez soruyor: Bu okul gerçekten ihtiyaç listesinde yok mu, yoksa bir köşede unutuldu mu?

Bu tip işlerde bazen en büyük eksiklik imkânsızlık değil. Asıl eksiklik; takip edilmemek, hatırlanmamak ve dosyanın rafta kalması. Sındırgı’daki tablo da tam olarak bu.

Bir okul yıkılıyor, bir yurt ortadan kalkıyor; yerine yenisi gelmiyorsa burada eksik olan sadece beton değil. Burada planlama eksik, öncelik eksik, sahip çıkma eksik.

İnsan bir başka soruyu da sormadan edemiyor: Seçim zamanı kapıları aşındıran siyasetçiler bu konuda ne yaptı?

22 Minare Yıkıldı, Yerine Kaçı Geldi?

Sındırgı’da deprem dönemlerinde 22 minarenin yıkıldığını hepimiz hatırlıyoruz. O dönemde muhtarlar da, cami görevlileri de, vatandaş da bu ihtiyacı defalarca dile getirdi. Minarelerin yeniden yapılmasını ısrarla istediler.

Ama bugün tarih 15 Nisan 2026. Ve bugüne kadar bu ihtiyacın yalnızca 2 minareyle karşılanabilmiş olması, sizce gerçekten “işler yolunda gidiyor” demek için yeterli mi?

Birde şu var kağıt üzerinde doğru görünen her karar, sahada aynı karşılığı bulmaz. Hele ki yaşlı nüfusun yoğun olduğu bir yerde…

“Sağlam zemin burası” denilerek yapılan bir ibadethane, eğer vatandaşın kolayca ulaşamayacağı bir noktadaysa elbette sorgulanmalı. Siz sağlam zemine yaparsınız; ama o camiye ulaşım zorsa, mahallelinin günlük yaşamının dışına düşüyorsa, o hizmet kağıt üzerinde doğru görünse de pratikte eksik kalır.

Genç biri belki gider. Ama bastonuyla yürüyen, diz ağrısıyla evden çıkan, birkaç adımda camiye ulaşmak isteyen yaşlı vatandaş için mesele çok daha farklı. O zaman ibadet teoride kalır, pratikte zorlaşır.Kaldı ki orada camiye gidenler genelde hep ihtiyarlar

Yapılan her işin sonunda insanların “Allah razı olsun” demesi beklenir. O halde yapılan işte sadece mühendislik hesabı değil, vatandaşın rızası da gözetilmeli.

Açılış Yapmakla Hizmet Sunmak Aynı Şey Değil

Daha üzücü olan başka bir örnek daha var.

Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu’nun Sındırgı’da açılışını yaptığı camiyi hatırlayacaksınız. Cami açıldı açılmasına… Ancak açılış sonrasında ertesi gün o camide namaz kılınabildi mi ? Kılınmadı Kılınamadı...

Sındırgılı vatandaşlar diyor ki apar topar topladılar.Zaten Vali acele ettirmiş Burdakilerde hemen yaydılar halıları işte...

İşte tam da burada, "Biz milletin Hizmetkarıyız" cümlesini hatırlıyorum ben yazımlada hatırlatmak görevimiz diyorum.Burada incelen bir çizgiyle karşı karşıyayız: “İş yapalım” ile “yapmış gibi gösterelim” arasındaki çizgi.

Mesele, gerçekten hazır olmayan bir yapının hazırmış gibi sunulmasıdır. Bu da ister istemez vatandaşa verilen değeri sorgulatır. Çünkü gösterişe yetişen işler, çoğu zaman ihtiyaca yetişemez.

Bugün insanlar artık açılış kurdelesine değil, ertesi gün o yapının gerçekten kullanılıp kullanılmadığına bakıyor. Fotoğraf karesine değil, günlük hayata bakıyor. Tabelaya değil, işlevine bakıyor.

Dahada mühimi şu; her eleştiriyi “yine yazmış”, “yine konuşmuş”, “yine tepki göstermiş” diye küçümsemek kolay. Zor olan dönüp millete bakmak. İnsanların ne dediğini duymak. Sahadaki ihtiyacı, masa başındaki planın önüne koyabilmek.

Bugün vatandaş size kızıyorsa, bunu hemen “sert tepki”, “asılsız eleştiri” ya da “muhalefet olsun diye konuşuyorlar” diye okumayın.

Bazen o tepki, duyulmayan talebin sesi. Bazen sitem, yıllardır süren ihmalin sonucu.Bazen öfke, biriken hayal kırıklığının dışa vurumu.Bizim insanımız güzeldir, Anadoludur, görmeyi güzel konuşturmayı bilene...

Sındırgıda beklenti şu; Uzakta duran, kullanılamayan, eksik bırakılan işler değil; gerçekten hayatlarına dokunan hizmetler.

sındırgı minare deprem vatandaş