Balıkesir Merhaba Gazetesi

YORGUN YÜREKLER

YORGUN YÜREKLER
22 Mayıs 2015 - 10:17

Genel

 

Kan, katliam, şiddet, hiddet ve nefret tufanının bol olduğu bu dünyada gönlümden beynime, beynimden dilime, dilimden kalemime yansıyan duyguları karalamaya devam edeyim. Bedenlerin yorulduğu gibi ruhlar ve iç âlemdeki duygularda yorulur. Yorgun bedenimdeki yorgun düşüncelerimi siz okuyucularla paylaşmak ruh âlemini birazcık olsun dinlendiriyor. En mutlu anlarımı siz muhterem okuyucularıma, bir şeyler karalamağa başladığım zamanlarda yaşıyorum.

Millet olarak, ne çileli bir bahtımız varmış. Ne zaman belimiz doğruldu, önümüz açıldı, istikrarlı bir ortam yakaladık desek, beklemediğimiz yerlerden, belalar, musibetler, karabetler, felaketler çıkıp geliyor. Sanki yer yarılıyor da deliklerinden, iblisin ejderhaları alev nefesi fışkırtıyor.

Tanzimat’tan beri, bu toplumun ensesinde boza pişirildi. Bu yapılan işkence, hakaret, zulüm ve katliamlar, bizden başka, dünyanın her hangi bir milletine yapılsaydı, tozu ve izi kalmaz, yeryüzünden silinirdi. Ne devlet kalırdı, ne millet. Bizim toplum olarak çile ve işkencelere çok dayanıklı bir yapımız var. Sabır etmesini, tahammül etmesini, zorluklara göğüs germesini çok iyi biliyoruz. Bu necip milleti, asli öz değerlerinden koparabilmek için, dünyadaki ne kadar hokkabaz varsa, ne kadar cambaz varsa, ne kadar garabet kuruluş ve anlayış varsa, yerli TÜRETMELERLE beraber hepsi birden başımıza üşüştüler. Kimi insanlığımızı aldı, kimi ekmeğimizi soframızdan çaldı. Kimi ezanımızla oynadı, kimi mizanımızı boyadı. Çok yordular, çok üzdüler, çok ezdiler bizi. Amma bu çilekeş millet yine ayakta ve töresi, edebi, ahlakı, bereketi, hareketi hala hayatta.

Osmanlının dağıtılmasından sonra başlayan zulüm, daha On yıl öncesine kadar devam etti. Şapka giymedi diye insanları asanları mı ararsın? Bir kese tütün için yıllarca hapis yatanları mı ararsın? Devlete olan vergisini ödeyemediği için maden ocaklarında yıllarca çalışanları mı ararsın? Tarlasından bir meşe ağacı kesti diye, kırbaçlananları mı ararsın? Türban taktı diye saçlarından tutulup sürüklenenleri mi ararsın? Köpek ve kepek bahane edilerek, idam edilen başbakanları mı ararsın? İman dolu yüreğiyle, vatan sevgisinden dolayı değişik suikastlarla öldürülen VATANSEVERLERİ mi ararsın? Yüz Yıldır işlenen, kasıtlı ve maksatlı uygulamalar, bu yüce milletin vicdanında bir sızı olarak duruyor ve bedenle beraber duygularını da yoruyor.

Sayın dostlar, dış şer odakların, yaptıkları zulüm ve işkenceleri yazmakla, anlatmakla bitiremeyiz. Fiziki baskının yanında, duygularımızı da baskı altına aldılar. O anlayışlara göre çağdaş uygarlığın yolu, şapka giymeden, ezanı Türkçeleştirmeden, kıyafeti açıp saçmadan, balodan, danstan, gece kulüplerinden, geçiyordu. Töreleri, gelenekleri, inançları, kısacası yaşayış şeklini, onlara göre ayarlamalıydık. Onların isteklerini yerine getirmeyen her kişi, ÇAĞ DIŞILIKLA, GERİCİLİKLE, ŞERİATÇILIKLA itham ediliyordu ve bu yüzden halkın yaşayış şeklini, batılının isteklerine göre düzenlemeliydik. “Ben nasıl istersem öyle yaşarım” diyen, her ırka, her renge ve her inanışa değişik baskılar uygulandı. Bu baskılar duygularla beraber bedenleri de yordu. Kısacası görünen fiziki yapılarda yoruldu, görünmeyen iç âlemdeki duygularda yoruldu. Yürekler yorgun dostlarım.

Sayın okuyucularım, seçim ortamına girdiğimiz şu son günlerde, yaşananlar, ya da yaşatılanlar heyecanlı şekilde dile getiriliyor. Şaha kalkan söylemler beyinleri yorduğu gibi, duygu ve düşünceleri de yoruyor. Fazla yormadan ve yorulmadan yola devam etmek daha doğru olmaz mı? Hoşça kalın.

 

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.