Balıkesir Merhaba Gazetesi

YÜREK ÖĞRETMEN

YÜREK ÖĞRETMEN
10 Aralık 2014 - 0:01

Genel

19. Maarif şurasında görüşülen tavsiye niteliğindeki kararların tümü, eğitim ve öğretimdeki büyük boşlukları dolduracak nitelikte. Geç kalınmış bu tavsiyeler, keşke yıllar öncesinden başlatılmış olsaydı. Belki şimdi okullarda çoğu ana ders konusu olarak işlenmiş ve daha eksik olan bazı hususlarda belki bugün görüşülecek konu halinde gündeme gelirdi. Maarif teşkilatında yıllar önce başlatılması gereken kararların bir korku, bir çekince içinde başlamış olması bile başarıdır diye alkışlıyoruz. Ülkemiz insanının yaşatıldığı GERÇEKLERDEN bazıları, değişik çekincelerden ötürü, ŞURADA açık seçik dile getirilemedi.

Bir toplum, gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa, GERÇEĞİ söyleyenler az olur. GERÇEĞİ söyleyenler, o toplumdan kovulur. GERÇEKLERİ söyleyenlerden nefret ederler. Nefrete, hakarete, tehdide, ifrite, dayanma gücünü yakalayıp, GERÇEKLER açık ve net olarak görüşülmeliydi.

Her neyse, bu görüşmelerden önce, geleceğimiz olan evlatlarımızı teslim ettiğimiz öğretmenlerimize ve yöneticilerimize, herkesin gıpta ettiği, sosyal imkânlar tanınmalıdır. En üstün maaş, en üstün değer, en üstün imkânlar öğretmene tanınmalıdır. Öğrenci başarı çıtasını yükselten öğretmenin, maaşı yükseltilmelidir. Mesleki biçimlenmede, doktrin ve tez koyup uygulayan öğretmen, sadece bir yazı olan TEŞEKKÜR yerine, büyük miktarda maaşlarla taltif edilmelidir. Mesleki konularda yazı yazıp, eser koyan öğretmene, maddi değeri büyük rozetler verilmelidir. Bir dil bilen öğretmene, yüzde yirmilik, iki dil bilene, yüzde kırklık maaş farkı uygulanmalıdır. Her öğretmen beş yılda bir yapılacak, öğretmenlik mesleki doluluk seviyesi sınavına tabi tutulup, yüzde yetmişlik barajın üzerine çıkan öğretmene, aldığı puana göre maaş farkı verilmelidir. İki aylık yaz tatilinin bir ayında, istediği bölgede, istediği otelde ve istediği ortamda ücretsiz tatil yapıp, dinlenme ortamı sağlanmalıdır. DDY. THY. Ve denizcilik işletmelerinde, yüzde 50 lik tenzilat formülü uygulanarak, coğrafi ve tarihi değerlerimizi inceleme fırsatı sağlanmalıdır. Kısacası, öğretmenin diğer mesleklere göre bir ayrıcalığı olmalı, bu oluşum hem devlet, hem toplum tarafından desteklenmeli ve YÜREK ÖĞRETMEN haline getirilmelidir. DEĞERLER eğitimini, taze beyinlere işleyecek olan öğretmenin kendisi de DEĞERLİ hale getirilmelidir.

Eğitimdeki en önemli husus ise, coğrafi, ticari ve kültürel farklılıkları tespit edip, yöresel imkânlara göre eğitim öğretim çeşitlenmeli ve değerlendirmeler bu esasa göre yapılmalıdır. Öğretmenlerimizin, Öğrencilerimize vereceği eğitim, tek tip MİLLİ EĞİTİM, öğretimdeki etkinlikler ise bölgesel sivil halk kuruluşları ve belediyelerce iş birliği yapılarak tespit edilmelidir. Öğretim, coğrafi imkânlar, yöresel değerler ve toplumsal görüşler üzerine oturtulmalıdır.

Şurada tartışmalara sebep olan, inkılâp tarihi safsatası kökten kaldırılıp, yerine YÜREK ÖĞRETMEN olma ve YÜREK İNSAN yetiştirme inkılâbı konmalıdır. Bilim, bilgi, teknoloji gereklidir amma, onlardan önce YÜREK İNSAN olma konumuna çok çok ihtiyacımız var. Çok yazdım. Yine yazayım Osmanlı insanın ruhunu, yapısını, yaşayışını yakalayamadığımız müddetçe, diğer öğretimlerin, insanlık âlemine imkânlar getireceği muhakkaktır, fakat huzur getiremiyor. Onun için dünya insanlığına yedi asır boyunca model olan, OSMANLI RUHUNU muhakkak yakalamalıyız. Bu yapıyı tanımak içinde, OSMANLICA DİL şart. Bazı küçük düşünen, minik beyinliler, OSMANLICAYI “mezar taşı okuma” şekline takılmışlar. Onlarla uğraşmaya değmez. Onları küçük dünyaları içinde bırakmak en isabetli karardır. Zira onları teneşir paklar. Kısacası çağımız insanlığının kıyafet inkılâbına, medeni inkılâba, terazi inkılâbına, bilmem ne inkılâbına ihtiyacı yok. Günümüzün acilen YÜREK İNKILÂBINA ihtiyacı var. Yoksa, içi boş insanlık bilemediği, göremediği, hissedemediği BOŞLUĞA doğru yuvarlanıyor.

Benim önemli gördüğüm hususlardan biri de, birkaç sene öncesine kadar kendilerini her gücün üzerinde gören anlayışlar olan, YAŞ (Yüksek Askeri Şura) kararları gündeme otururdu. Şimdi ise bütün ülkenin, hatta AVRASYA bölgesinin, Milli Eğitim ordusu olan, MEŞ (Milli Eğitim Şurası) kararlarını konuşup görüşmesi çok önemli diye değerlendiriyorum. Çünkü istişare doğru karların alınmasının ilk adımıdır ve işe başlamadır. 19. Milli Eğitim Şurası ile işe başlanmıştır. Hep beraber bitireceğiz inşallah. Yolumuz açık, kararlar seçik olsun. Hoşça kalın. Not: inkılâp ve devrim kelimelerini kullanmayı oldum olası sevmem amma yazı içeriği ve güncel konu böyle gerektirdiği için kullandım.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.