Balıkesir Merhaba Gazetesi

Doğudan Batıya Antalya (1)

Doğudan Batıya Antalya (1)
Demet Tok( demettok@gazetemerhaba.com )
14 Haziran 2022 - 8:01

Doğudan Batıya Antalya (1)

 

Tarihi eserleri ile zengin olan medeniyetler beşiği olan Anadolu topraklarında gezerken, hem görsellik hem de kültürel çeşitlilik açısından ne kadar şanslı olduğumuzun farkına daha iyi varabiliyoruz. Yaklaşık on beş günlük bir zaman diliminde doğusundan batısına kadar adım adım dolaştığım Antalya ören yerlerini kısa bilgilerle anlatmak isterken, baktım ki yazı dizisi oluşmuş. Bu nedenle yayım sırasına göre okumanızı tavsiye edebilirim. Eğer tarihi yerlere ilginiz var ve böyle bir geziye çıkmak isterseniz, o zaman öncelikle araziye uygun bir araçla yola çıkmanızı ve günde en az on kilometre yol yürüyeceğiniz için sıcak havaya rağmen bileğinizi saran bir yürüyüş botu ile uzun kollu giyecekler ve yüzünüzü koruyacak bir şapka tercih etmenizi tavsiye ederim. Hatta her ihtimale karşı yanınızda çadır bulundurmanızı ve sırt çantanızda tıbbi yardım malzemeleri ile atıştırmalıkların bulunmasını ve içme suyunu asla ihmal etmemeniz gerektiğini de eklemeliyim. İlk günlerin zorlayıcı olmasına rağmen, gezdiğiniz, gördüğünüz yerlerin vereceği heyecanla vücudunuzun bu tempoya uyum sağlayacağına inanıyorum, kendi deneyimime dayanarak. Elbette bir rehber ya da ören yerleri hakkında bilgi sahibi olan bir kişinin yanınızda bulunması, hem zamanı iyi kullanma açısından hem de olası sorunları engelleme açısından rahatlık olacaktır.

Gezimiz Alanya ilçesinden başladı büyük bir heyecanla ve ilk uğrağımız Marassos Antik Kenti oldu. Marassos’un antik kent kalıntıları, Asartepe’de iki yükselti üzerinde bulunuyor. Burada bulunan bir yazıttan yola çıkarak Marasseon olarak adlandırılan kentin Helenistik Dönem ’den itibaren yerleşim gördüğü düşünülüyormuş. Büyük bir kaya bloğu üzerine inşa edilmiş olan tapınak, oturma sıraları, zeytin işliği ve nekropoldeki mezarlar, antik kentin günümüze kadar gelebilen kalıntıları. Muhteşem bir deniz manzarasına sahip ve örnek bir Roma yerleşim yeri olan Syedra Ören Yeri, oldukça geniş bir alan üzerinde bulunuyor. Döneminde etrafı surlarla çevrili olan antik kentin sınırları içinde, doğal su kaynağından beslenen içi sıvalı oldukça büyük sıralı sarnıçlar, içinde kalıntıları mevcut olan vaftiz mağarası, zemininde mozaik kalıntılar bulunan görkemli bir hamam, gymnasium, sütunlu cadde ve dükkânlar, tapınak, tiyatro, kiliseler, idari yapılar, akropol ve nekropol alanlarını görebilirsiniz.  Günümüz çok katlı modern binalarının etrafını çevrelemiş olduğu düzlük alanda ve tepenin üstü ile yamaçlarında yer alan Naula Antik Kenti’nin şu andaki görüntüsü bir hayli dağınık. Mevcut kalıntılar moloz taş ve harç kullanılarak yapılmış. İki adet kilisenin de bulunduğu yapıların tümü Bizans Dönemi’ne tarihleniyormuş.

Antik çağda Dağlık Kilikya olarak bilinen bölgenin sınırları içerisinde ve Cebeli Reis dağının deniz seviyesinden 850 metre yüksekliğinde yer alan Laertes Antik Kenti’nin en popüler zamanı M.S. 2.Yüzyıl’a tarihleniyormuş. Caracalla exedrası, agora, hamam, odeon, Zeus Megistos kutsal alanı, Apollon tapınağı, büyük sarnıç, agoralarda bereketin simgesi olarak yapıldığı düşünülen Sezar Tapınağı, askeri kuleler, yer altı yapısı, imparatorlar caddesi, evler ve nekropol alanı günümüze kadar gelebilen kalıntılar arasında. Genelde Roma Dönemi’ne ait yapıları ve az da olsa Bizans yerleşim izleri halen görülebilmekte. Buraya kadar gelmişken Dim ve Damlataş Mağaraları’nı da görmenizi tavsiye ederim. Büyüleyici güzelliğinin yanında astım hastalarına iyi gelen havası ile ünlü mağara, sarkıtlardan damlamaya devam eden sular nedeniyle Damlataş adını almış ve Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası. Yine içinde zengin sarkıt, dikitlerin bulunduğu Dim Mağarası da Türkiye’nin ziyarete açılan ikinci büyük mağarası. Zaman nedeniyle programa dâhil edemediğimiz, Üst Paleolitik Döneme ait insan iskeletlerinin bulunduğu Kadıini Mağarası da Alanya sınırları içinde bulunuyor.

Hamaxia Ören Yeri’nde büyük sarnıç yapıları, tapınak olduğu düşünülen yapılar ve idari binalar bulunuyor. Ören yerinin etrafı, döneminde surlarla çevriliymiş ve bilinen kaynaklara göre Helenistik Dönem’e kadar yerleşim izleri bulunan bu yerde, Helenistik ve Roma Bizans Dönemi’nden sonra yerleşimin olmadığı düşünülüyormuş. Bölge halkı tarafından Sinek Kalesi olarak bilinen denize hâkim kent, henüz ören yeri olarak düzenlenmemiş. Helenistik ve Roma Dönemi’ne ait olduğu bilinen ve büyük blok taşlardan yapılmış kent giriş kapısı ve kuleleri bulunan Pisarissos Antik Kenti de kaderine terk edilmiş, birçok ören yerinde gördüğümüz gibi. İçerisinde, zeytin işlikleri, evler, agora ve mezar yapılar zor olsa da seçilebilmekte. Kalıntılar arasında görülen bir yazıt nedeniyle buraya Pisarissos adını vermişler. Okurcalar Beldesi sınırları içerisinde denize doğru uzanarak küçük bir çıkıntı yapan yarım adanın üzerinde bulunan Cibra Harabeleri’nin önünde geniş bir koy bulunuyor ve antik dönemde taş ocağı olarak kullanıldığı düşünülen Tuz Adası’ndan çıkarılan taş bloklar bu koya taşınıyormuş. Şimdilerde tekne turlarının ya da özel yatların tercih ettiği ve dalış yapılan bir yüzme alanı olarak kullanılıyormuş bu koy.   Harabe alanını gezerken sarnıçları, mezar yapılarını ve taş ocağı kalıntılarını görebilirsiniz. Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat tarafından 1232’de yeniden imar edilmiş olan Alara Kalesi’nin içinde bulunan Bizans kalıntıları da korunmuş ve bugünkü görünümüne kavuşturulmuş. Kale, o dönemdeki ana ticaret yolunu ve Alara Hanı korumak için yapılmış ve şimdiki bulunduğu yerden denize dokuz kilometre uzaklıkta olan kaleye, o dönemlerde ticari gemilerin yanaştığı düşünülüyormuş.

Alanya’da görmemiz gereken yerleri program dâhilinde tamamlamış ve tükenen atıştırmalıklarımız nedeniyle kurtlar gibi acıkmış bir şekilde Manavgat’ta yaşayan arkadaşımızın evine attık kendimizi, geç bir saatte. Her ne kadar sohbet etmeye mecalim kalmasa da ertesi gün için enerji depoladım bolca, arkadaşımızın bizim için hazırladığı leziz yemeklerle. Onlar sohbet ederken ben de yorucu lakin bir o kadar da keyifli geçen günün ardından aklımda kalanları not ettim gezi defterime, sizlerle paylaşmak için.

Demet TOK

Şair/Yazar

 

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.