Balıkesir Merhaba Gazetesi

YAĞMUR RAHMETTİR

YAĞMUR RAHMETTİR
Prof. Dr. Fatih Satıl
Prof. Dr. Fatih Satıl( fsatil@gmail.com )
12 Ekim 2020 - 8:30

Yağmura halk arasında rahmet denir, hatta bazı bölgelerde “ma-i zemzem” yani zemzem suyu olarak da adlandırılır. Bu adlandırma kuru bir inanç mıdır, yoksa gözlem ve tecrübelere mi dayanmaktadır?

Yağmura sevinenler olduğu kadar yağmur yağdığında kendini kötü hissedenler de vardır. Prof. Dr. Arthur Macomb şöyle diyor: “Ne zaman şimşek çaksa, gök gürlese, semadan yağmur yerine asit yağacak diye soluğum kesilir. Rengim kaçar. Sığınacak bir yer ararım. Çünkü havada nitrik asit teşekkülü için bütün şartlar hazırdır.” Evet her yağmur esnasında atmosferde bu durumun olma olasılığı olsa da Anadolu insanı yağmurun sayısız güzelliklerini gözlemlemiş ki yağmura rahmet namını takmış. Her şeyden önce, suyun hayatın devamı için gerekliliği göz önünde bulunursa, yağmurun yağması Allah’ın yeryüzündeki canlılara rahmet ettiğinin en büyük işaretidir ve her bir damla yağmur adeta rahmetin cisimleşmiş halidir.

Yağmurun gönderiliş şekline ibretle bakılacak olursa, orda bile sonsuz bir Merhamet görülecektir. Her saniye 16 milyon ton su, tane tane gönderiliyor yeryüzüne. Öyle ki, birkaç bin metre yüksekten inen, latif ve berrak yağmur damlaları, birleşip büyük su kitleleri haline dönüşmüyor. Çapı 5-6 mm’yi geçmeyen yağmur damlaları Rahmani hediyeler halinde geliyor. Gülün yaprağına bir buse kondurup, sessizce toprakla buluşuyor. Halbuki, uzmanların dediğine göre yağmur damlası büyüklüğünde ve ağırlığındaki herhangi bir cisim, 1200 metreden bırakıldığında, giderek hızlanır ve yere yaklaşık saatte 558 km hızla düşer. Ancak yağmur damlasının yere düşüş sürati saatte 8 ile 10 km arasında. Şayet yağmur damlaları saatte 558 km. hızla inmiş olsaydı, çarptığı her şeyi mahvedecekti. Tüm bunlar insana şu ayeti hatırlatıyor: “O Allah ki, gökten bir ölçü ile su indirir” (Zuhruf su.11).

Yağmur İlahi bir emirle önce havayı temizliyor. Havada savrulan tozları, biriken gazları yere indiriyor. Adeta banyo yaptırılıyor atmosfer. Sonra yere düşüyor damlalar, yerdeki bütün kiri söküp çıkartıyor. Akan sular küçük derecikler oluşturuyor. Önüne gelen süprüntüleri alıp ırmaklara götürüyor. Irmaklar da denizlere taşıyor yükünü. Bu maddeler denizdeki canlılara gıda oluyor.

Yağmurla birlikte kurumuş toprak ta beklemekte olduğu suya kavuşur. Tabi toprak deyip geçmemeli. Toprak bir canlılar topluluğudur ve adeta hayat kaynamaktadır. Mesela, 1 gram toprakta 600.000.000 bakteri, 400.000 mantar, 100.000 alg ve daha nice sayısız canlı organizma yaşamaktadır. İşte yağmur tüm bu organizmalara hayat kaynağı olmaktadır.

Gelelim yağmurun bitkilere olan faydasına. Özellikle de Nisan yağmurları bitkiler için çok yarayışlıdır. Bu yağmurlarla birlikte bitkilerin birkaç gün zarfında yaprak açtıkları görülür. Nisan ayında yağan yağmur suyu saf su olmayıp, yapısında bol miktarda azot, demir, magnezyum ve potasyum gibi çeşitli besin elementleri bulunur. Bitkilerin büyüyüp meyve verebilmesi için bu besinlere ve suya ihtiyacı vardır.

Son söz olarak, yağmur merhamettir. Semanın yeryüzüne acıyıp ağlamasıdır. Mevlana’nın deyimiyle “Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?” Yağmur şefkattir. Bir annenin yavrusunu emzirmesi misali, âb-ı hayata muhtaç canlılara semadan inen şefkat pınarıdır. Yağmur diriliştir, hayattır. Hayat kaynağıdır.

“Ve semadan suyu indirdi. Böylece onunla, ölümünden sonra arza (yeryüzüne), hayat verdi. Muhakkak ki bunda, işiten bir kavim için elbette bir ayet(delil) vardır. (Nahl /65)

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.