“İbrâhim’in karısı da ayakta durmuş dinliyordu; bu sözleri duyunca güldü. Ona da İshâk’ı, İshâk’ın ardından da Yakûb’u müjdeledik.” Hûd sûresi, 71
Hz. İbrahim as ve akraba olan Hz. Lût as aynı dönemin peygamberleridir. Hz. Lût as’in kavmi eşcinsellik sapıklığına tutulmuş ve ilâhi gazabı üzerlerine çekmişlerdi. İşte Hz. Lût as’a kavminin helâk olacağını bildirmek ve bunu infaz etmekle görevli bir grup melek önce Hz. İbrahim as’ın evine gelirler. Bunlar insan suretinde, genç delikanlılar görünümünde idiler. Önlerine konulan yemeği yemeyince Hz. İbrahim as onların normal insan olmadıklarını anladı ve korkuya kapıldı. Hz. Sâre’de onlara ayakta hizmet ediyordu. Melekler de ona İshâk’ı dünyaya getireceğini, daha sonra da torunu Yakub’un doğacağını müjdelediler. O tarihte Hz. İbrâhim as müfessirlerin belirttiğine göre 120, karısı Hz. Sâre de 90 yaşlarındadır.
“Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjde ile gelip, “selâm” dediler. O da “selâm” dedi ve hemen gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi. Fakat onların o buzağıya el sürmediklerini görünce, tuhafına gitti ve içinde onlara karşı bir korku uyandı. Onlar; “korkma biz Lût kavmine gönderildik” dediler. İbrahim’in (hizmet için) ayakta duran karısı (Sâre) güldü. Biz de ona İshak’ı ardından da torunu Ya’kub’u müjdeledik. Kadın “vay başıma gelene” dedi, “Ben yaşlı bir kadın, şu kocam da yaşlı bir adam iken ben mi çocuk doğuracak mışım? Bu doğrusu şaşılacak bir şeydir.” Melekler: “Ey evin hanımı! Allâh’ın rahmeti ve bereketleri üzerinize olmuşken, Allâh’ın işine nasıl şaşarsın? O Allah, övülmeye lâyıktır, iyiliği boldur” dediler.” Hûd, 11/69-73