Dr. Hüseyin Yıldırım

Dr. Hüseyin Yıldırım

Hz. Peygamberimiz sav’e İtaat

“Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.” Nisa,80.

Kur’ân-ı Kerim’de Peygamberimiz sav’e itaat, Hz. Allah’a itaat olarak zikredilmiştir.

“.De ki, ey peygamber! “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin, zira Allah çok affeden ve çok acıyandır.” Ali İmran,31

Yazının Devamı

Yalan=Kizb’ den Sakınmak

Hz. Allah cc Kur’an-i Kerim’de şöyle buyurur. “ Söyleyip durduklarına karşı sabret ve onlardan güzel bir tavırla uzak dur. Nimet içinde yüzen yalancıları Bana bırak ve kendilerine biraz süre tanı” Müzemmil, 10-11

“Şüphesiz Allah, ölçüyü taşıran, çok yalan söyleyen kimseyi hidayete erdirmez.” Mü’min, 28 Dinimiz yalan ve yalancılığı kötü huyların ve günahların en büyüklerinden kabul eder ve şiddetle reddeder. Münafık ve kafirlerin özelliğinin de yalan ve yalancılık olduğunu belirtir.

“Allah adına yalan söyleyen ve hak kendisine geldiği zaman onu yalanlayan kimseden daha zâlim kim vardır? Kâfirler için Cehennem de yer mi yok?” Zümer, 32

Yazının Devamı

Mescid (Cami) ve Önemi

“İnsanlar için yeryüzünde kurulan ilk ev Mekke’de bulunan mübarek ve âlemler için bir hidayet kaynağı olan Kâbedir” Al-i İmran, 96

Camiler haftası (1-7 Ekim) nedeniyle mescid ve camilerimiz ile ilgili ayet ve hadisleri hatırlayalım istedik.

Ebû Zerr ra’den rivayete göre, şöyle demiştir: Resulullah sav yeryüzünde ilk defa hangi mescidin tesis edildiğini sordum. Cevap olarak; “mescid-i Haram” buyurdu. . Bundan sonra hangisi inşa olundu, dedim Mescid-i Aksâ” buyurdu.

Yazının Devamı

MUHARREM AYI VE AŞÜRE GÜNÜ

“Şehrullahi’l-Muharrem” olarak meşhur olan, yani “Allah’ın ayı Muharrem” olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin bollaştığı bir aydır.

Allah’ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah’ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz sav tarafından bu şekilde ifade edilmiştir. Âşura Günü ise Muharrem’in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır. Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan “On geceye yemin olsun” ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem’in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir. (Elmalı Tefsiri,8,5793) Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.

Bugüne “Âşura” denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir: 1. Allah cc, Aşure günü Hz. Musa’yı denizi yararak kurtarmış, Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür. 2. Hz. Nuh as gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir. 3. Hz. Yunus as balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur. 4. Hz. Âdem’in as tövbesi Âşura Günü kabul edilmiştir. 5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır. 6. Hz. İsa as o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir. 7. Hz. Davud’un as tövbesi o gün kabul edilmiştir. 8. Hz. İbrahim’in as oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur. 9. Hz. Yakub’un as oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır. 10. Hz. Eyyûb as hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(Müslim Şerhi, 140; Diyarbekri,1/360 ) İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tövbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur. Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz sav Medine’ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi. “Bu ne orucudur?” diye sordu. Yahudiler, “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı Firavun’u boğdurduğu gündür. Hz. Musa as şükür olarak bugün oruç tutmuştur” dediler. Bunun üzerine Resulullah Efendimiz s.a.v. de “Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz” buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(İbni Mace,Sıyam,131) Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh as’dan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim as’dan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu. Bu hususta Hazret-i Âişe r.a. validemiz şöyle demektedir: “Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah Efendimiz sav de buna uygun hareket ediyordu. Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.” ‘(Buhari, Savm, 69) O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz sav ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz sav herkesi serbest bıraktı. “İsteyen tutar, isteyen terk edebilir” buyurdu.(Müslim, Sıyam, 117) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu. Bir zat Peygamberimiz sav’ e geldi ve sordu:

Yazının Devamı

HİCRİ TAKVİM VE HİCRİ YILBAŞI

Müslümanların sosyal ve siyasî ilişkilerini düzenleyen, Hz. Peygamberimiz sav’in hicretini tarih ve takvim başlangıcı olarak esas alan, İslâmî takvimdir. Hicri takvim Hz. Ömer ra zamanında Kameri ay yılı esas alınarak düzenlenmiştir. Hicretin gerçekleştiği yıl, hicri takvimin birinci yılı olmuş ve senenin ilk ayı olan Muharrem ayının ilk günü de yeni yılın başı sayılmıştır.

Müslümanlar için Muharrem ayının birinci gecesi yeni yıldır. İslâmda yeni yıl, Muharremin birinci günü başlar. Müslümanlar ayları, ibadet günlerini, bayramları, Ramazan ve Kurbanı, Haccı, yılbaşını, zekatı… vb. hep İslâmî takvime göre tanzim etmek zorundadırlar.

Zira Allah cc Kur’an-ı Kerim’de ayların sayısını on iki olarak bildirmiştir. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Allah katında (yani Allah’ın hükmünde geçerli olan şey), ayların adedi muhakkak ki, oniki ay olmasıdır. Ki şunun bunun uydurması, faraziye ve nazariyesi veya kabulü ve benimsemesi değil, Allah’ın şu gökleri ve yeri yarattığı günkü kitabındaki kaydı, o gün yazılan yazının hükmü ve o gün yazdığı yazının ve takdirin gereği ve hak takviminin hükmü olarak, Allah tarafından kararlaştırılıp yazılan yazısında bu böyledir. Tevbe, 9/36

Yazının Devamı

Hacc İbadeti

“Gerçekten Safâ ile Merve Allah’ın alâmetlerindendir. Onun için her kim hac veya umre niyetiyle Kâ’be’yi ziyaret ederse, bunları tavaf etmesinde ona bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah iyiliğin karşılığını verir, o her şeyi bilir.” Bakara, 158

ac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan, “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.

ac ibadetinizi bia İslam dininin beş esasından biri hacc ibadetidir. Hacc hicretten dokuz yıl sonra farz kılınmıştır.Kur an-ı Kerim de ‘Yoluna gücü yetenlerin Kabe’ yi hacc ve ziyaret etmeleri, insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır.’Ali İmran suresi,97 buyrulmaktadır.Peygaberimiz Efendimiz sav haccı islamın beş esasından biri saymıştır.

Yazının Devamı

OKUMAK OKUMAK VE YİNE OKUMAK

İslam Dini, bilgiye ulaştıracak bütün meşru yolları açık tutmuştur. Bilgi, okuma ve öğrenmek için, zaman, mekan, yaş sınırı koymamıştır. Erkek ve kadın herkese beşikten mezara kadar ilim öğrenmeyi emretmiştir.Hayatın her aşamasında kişinin kendi durum ve konumuna göre ilimle iç içe olmasını istemiştir. Allah cc bilginin ve okumanın önemine vurgu yapmak için ilk vahyinde: ‘Oku yaratan rabbinin adıyla oku!O insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku, rabbin nihayetsiz kerem sahibidir ki o, kalemle yazı yazmayı öğretendir. İnsana bilmediğini o öğretti.’Buyurmuştur.Alak Süresi,1-5

İslam’da, ilim öğrenmek ve öğretmek ibadet olarak kabul edilmiştir. Bilginin insanı yücelteceği Kuran-ı Kerim’de şöyle ifade edilmektedir: ‘Allah, içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir.’Mücadele Süresi,11

Başka bir ayette ise ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ Zümer Süresi,9

Yazının Devamı

Fitre Vermek...

Fitre Vermek………

‘Bedevîlerden öylesi de vardır ki, Allah´a ve ahiret gününe inanır, (hayır için) harcayacağını Allah katında yakınlığa ve Peygamber´in dualarını almaya vesile edinir. Bilesiniz ki o (harcadıkları mal, Allah katında) onlar için bir yakınlıktır. Allah onları rahmetine (cennetine) koyacaktır. Şüphesiz Allah bağışlayan, esirgeyendir.’ Tevbe Suresi,90

Fitre, hicretten sonraki ikinci yılda oruç ile birlikte emr edilmşitr. Hanefîlere göre vacip ve diğer mezheplere göre ise farzdır.

Yazının Devamı

Kurban Kesmek

“De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım (ibadetin), hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir”. Enam, 162

Müslüman, hür, ergin, akıllı, mukim ve gücü yeten kimsenin kurban kesmekle yükümlü olduğu üzerinde İslam alimlerinin görüş birliği vardır. Hanefi Alimlerine göre kurban kesmek vaciptir. Diğer mezheplere göre ise kurban kesmek sünnet dir. Yolcu olan kişi, küçük çocuk ve akıl hastaları için kurban gerekip gerekmeyeceği konusunda ise mezhep imamlarımızca farklı görüşler öne sürülmüştür.

İmam-ı Azam Ebu Hanife ve Hanefi Alimi Ebu Yusuf’a göre, kurban kesmekle yükümlülük için akıl ve büluğ şart değildir. Zengin olan çocuğun veya akıl hastasının malından velisinin kurban kesmesi gerekir. Bir coçuk veya akıl hastası bu kurbanın etinden yemesinde bir beis yoktur.

Yazının Devamı

Misvak Kullanmak ve Ağız Temizliği

Peygamberimiz Efendimiz sav ağız ve diş bakımına çok önem verirdi.O günün şartlarında misvakla dişlerini fırçalamışlar, ümmetine bu konuda tavsiyelerde bulunmuşlardır. Misvak sıcak bölgelerde yetişen “erak” ağacının kökleridir. Lifli bir yapısı vardır. Biraz ıslatılıp ezilince fırçamsı bir hal alır.

Misvak ağız için temizliktir ve Aziz ve Celil olan Allah’ın rızasına sebeptir.Misvakta on özellik olduğu ifade edilir. Ağzı temizler, diş etlerim güçlendirir, göze cila verir, balgamı söktürür, dişin çürümesini önler, sünnete uygun olur, melaikeyi sevindirir, Rabbi razı eder, hasenatı artırır, mideye sıhhat verir. Misvak kullanımı Peygamberimiz Efendimiz sav tarafından bizzat tavsiye edilmiş ve misvak ağzı temizleyen ve Rabbin rızasını kazandıran bir alettir buyrulmuştur. Yine bir defasında Peygamberimiz sav yanında olan sahabelere hitaben, Niçin sararmış dişleriniz ile huzuruma geliyorsunuz? Misvak kullanınız,demişlerdir.

Peygamberimiz Efendimiz sav şu dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir: Sünnet olmak, koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek,demişlerdir.Başka bir hadislerin de misvak ve Cuma günü yıkanmak her Müslüman için gereklidir, buyurarak temizliğe ve nezafete verilen önemi ifade etmişlerdir.

Yazının Devamı

CUMA GÜNÜ VE ÖNEMİ

Allah c.c. Kuran-ı Kerim de bizlere şöyle buyurmaktadır.‘Ey. İman edenler Cuma günü namaz için çağrıldığınız vakit alış-verişi bırakın, hemen Allah’ın zikrine (namaza) koşun.Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.Namaz bitince yeryüzüne dağılın Allah’ın fazlından rızık arayın.Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.’Cuma Suresi,9-10

Peygamber Efendimiz a.s.v. hicret yolculuğunda Ranuna vadisinde ilk Cuma namazını kıldı.Bu güne Cuma ismi Allah c.c. tarafından bir sure indirilerek verildi.Hazreti Muhammed s.a.v. Efendimiz Cuma günü ile ilgili şöyle buyurmuşlardır.

Allah katında günlerin efendisi Cuma’dır. Cuma gününde şu beş özellik vardır: 1- Hz. Adem o gün yaratıldı. 2- O gün yeryüzüne indirildi. 3- O gün vefat etti. 4- O günde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allah c.c. den bir şey isterse Allah c.c. mutlaka onu verir. 5- Kıyamet o gün kopacaktır. Allah’a yakın hiç bir melek, hiçbir gök, hiçbir yer yoktur, hiçbir rüzgar, hiçbir dağ ve taş yoktur ki, Kıyametin kopmasına sahne olacağı için Cuma gününün heybetinden korkmasın.

Yazının Devamı

Kudüs ve Mescid-i Aksa Ümmetin Kanayan Yarası

Kur’an-ı Kerim’de Hz. Allah cc bizlere şöyle seslenmektedir.

“Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm´dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ´ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.” İsra, 1

Peygamberimiz Efendimiz İsra yolculuğunda Burak’a binip Mekke’den Kudüs’e, Kudüs’ten miraca yolculuk yaptı. Kudüs, İsrâ (gece yolculuğu) mûcizesinin ikinci durağı ve Miraç mûcizesinin birinci durağı oldu.

Yazının Devamı

Nefis

“ Ey huzura kavuşmuş (nefis) insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir.”Fecr,27-30

Her mü’min yaşadığı zaman dilimini geçmişin mirası ışığında dünyasını anlamlı kılmalıdır. Kur’an-ı Kerim penceresinden bakıldığında insan, hayat ve kainat tam olarak insanlık için anlam ve değer kazanacaktır. İnsanın yaratılış fıtratında var olan iyilik, güzellik ve doğruluk gibi melekeleri buluğ çağına gelince nefis ve avaneleri tarafından bencillik duygularıyla kaplanmaya başlar.Böylece insanın ruhu ile bedeni arasına giren nefis güçlendikçe, kötülük duyguları çoğalmaya başlamış olur. Böylece nefis insana hep kötülük fısıldar. Kur’an-ı Kerim’de Yusuf süresinde Rabbimiz bizlere Yusuf as dilinden nefsin durumunu bize bildirmektedir. “Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi.” Yusuf,53

Peygamberler hariç her insan nefis, akıl ve kalp arasında cereyan eden mücadelede ançak nefis terbiyesi ile insanı kamil makamına yükselebilir.Çünkü; nefis kötülüğün merkezi ve şeytanın kullanabileceği bir alandır. Şeytani güçler nefis üzerinden insana hakim olurlar.Fakat meleki ve insani özellikler, kalp ve duygu üzerinden insana etki eder ve güçlenirler.Aynı zamanda Akıl ise iyilik ve kötülüğü, doğru ile yanlışı ayırt etmemiz için bize verilen ana unsurdur.

Yazının Devamı

Birlik ve Beraberlik

Günümüzde önce ülkemiz ve tüm dünyada ümmet olarak birliğe çok ihtiyacımız var. Medine’ye Hz. Peygamberimiz sav teşrif etmeden Evs ve Hazrec kabileleri bir rivayette yüz yirmi yıl sürekli aralarında savaşmışlardı. Fakat Müslüman olduktan sonra eski düşmanlıklarını terk ettiler . Allah’ın emri ile “müminler ancak kardeştir” Hücürat, 10 ayetini yaşadılar. Fakat Medine de bir gün aralarında kısa bir tartışma çıkınca yaşlı bir Yahudi’nin kışkırtması ile aralarında sıkıntı olmuştu. İşte Rabbimiz Ali İmran süresindeki bu ayetleri indirdi. Taberi Tefsiri, Hisar yayını, II/328-329 .Bugün İslam ümmeti olarak birliğe giden yol birbirimize saygı ve sevgi ile olacak İnşallah….

“ Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar.” Ali İmran,100

“Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkâr edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir.” Ali İmran,101

Yazının Devamı

Hz. Ali’nin ilk evi..

“Evlerinizde oturun, eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayan. Namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt Allah sizden sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” Ahzab, 33

Hz. Peygamberimiz sav evlenecek olan hz. Ali’ye ‘Ya Ali.. Bir ev bul. Kendinize oturacak bir ev hazırla.’ Diyerek, Hz. Fatma ile evelenecek olan Hz. Ali’ye önce bir ev temin etmesini istemiştir.

Hz. Ali Mesidi Nebiye uzak bir ev bulur ve evlendiklerinde oraya yerleşirler. Peygamberimiz sav kızı Hz. Fatma validemizi ziyarete giderdi. Fakat evleri uzak olduğu için hem Hz. Fatma anamız üzülüyor hem Hz. Ali çare arıyordu.

Yazının Devamı

Evet, Lâle, Hilâl, Gül

Bizim kültürümüzde semboller çok fazladır.Ecdadımız bazı şeyleri belirli manalar için sembol yapmışlardır.

Ebced hesabında lale, hilal ve (Allah) Lafzatullah’ın sayısal değeri 66 ya denk gelmektedir. Bu bakımdan bazı İslam alimleri ve tarihçileriden lale’yi Cenab-ı hakkın bir simgesi olarak sayanlar olmuştur. Edebiyatçı ve tarihçilerimiz her zaman lâle, hilal ve Lafzatullah’ı ebced harflerini kullanarak izah etmişlerdir. . Ecdadımız Osmanlı da bir döneme adını veren lale kültürü ve sevgisi aslında buradan gelmektedir. Bu duygu ile ecdadımız çok çeşitli laleler üretmiş hatta bu sayının 1108 e kadar çıktığını söyleyenler olmuştur. Lale’nin Osmanlılar tarafından çok sevilmesi sadece çok güzel bir çiçek olmasından kaynaklanmaz. Fakat Arapça harflerle yazıldığında Lale kelimesiyle Allah lafzında aynı harfler kullanılıyor olmasındandır. Bir de Arap harfleriyle yazılan Laleyi tersten okursanız Hilal kelimesi ortaya çıkıyor ki bu da biliyorsunuz tarihte bir çok Müslüman devletin ve Osmanlı bayrağında var olan amblemin sembolüdür. Şairimiz Arif Nihat Asya:

Eskiler lale’yi mukaddes sayarlardı. Gerçekten, izahı zor bir şuur, o zamanın yazılarında lale kelimesi ile Allah kelimesini aynı harflerden meydana getirirdi. Üstelik ebcedde hilal, lale, Allah aynı sayıyı verirdi..

Yazının Devamı

Şevval Ayı ve Şevval Oruçu

Bu yazımızda Şevval ayı ve bu ay da Peygamberimiz sav in tuttuğu oruçtan bahsetmek istiyorum.

Ramazan-ı Şerif’ten sonra gelen kameri aylardan Şevval ayında altı gün oruç tutmak bazı İslam alimlerine göre müstehaptır. Bir ay boyunca oruca alışmış olan insanlar, şevval ayında da altı gün oruç tutmaya gayret göstermelidirler.Peygamberimiz Efendimiz sav ‘Kim oruçla geçirdiği Ramazan-ı Şeriften sonraki Şevval ayında altı gün oruç tutarsa bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi olur.’ Buyurmuşlardır. Müslim, sıyam,204;Tirmizi, savm,53

Böylece Ramazan oruçundan sonra şevval ayında tutulan altı gün oruç ile kişinin bir sene oruç tutmuş gibi sevaba vesile olacağı müjdelenmiştir.

Yazının Devamı

Ramazan Bayramı

“Hani havarîler, “Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten donatılmış bir sofra indirebilir mi? (Bunu maslahat görür mü?)” demişlerdi. İsa, “Eğer inanan kimseler iseniz, Allah’tan korkun”demişti. Maide,112

“Onlar, “İstiyoruz ki, ondan yiyelim, kalplerimiz sakinleşsin, bize (Rabbinden tebliğ ettiğin hususlarda) doğru söylediğini kesin olarak bilelim ve buna (dünya ve kıyamette) tanıklık edenlerden olalım.” demişlerdi. Maide, 113

“ Meryem oğlu İsa şöyle dedi: “Allah’ım, ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, (bugün) hem öncekilerimiz, hem de sonrakilerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bize rızkı ver. Sen rızk verenlerin en hayırlısısın.” Maide, 114

Yazının Devamı

Kur’an-ı Kerim’de Oruç

Bu yazımızda Kur’an-ı Kerim’de oruçun zikredildiği ayetleri okuyalım istedik.

1-“Ey iman sahipleri! oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.”(Bakara,2/183)

2- “Sayılı günlerde olmak üzere(oruç size farz kılındı). Sizden kim hasta olur veya yolculuk halinde bulunursa tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutar. Oruca zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak bir yoksulu doyurmaktır. Kim bir mecburiyeti olmaksızın içinden gelerek iyilik yaparsa bu onun için daha hayırlı olur. Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.”(Bakara,2/184)

Yazının Devamı

Kime Yardım Edelim…

‘Allah’a kulluk edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez.’Nisa,36

‘Bunlar cimrilik eden ve insanlara da cimriliği tavsiye eden, Allah’ın kendilerine lutfundan verdiğini gizleyen kimselerdir. Biz, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.’Nisa37

‘Ve bunlar Allah’a ve âhiret gününe inanmadıkları halde mallarını, insanlara gösteriş için sarfedenlerdir. Bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa o ne kötü bir arkadaştır!’Nisa,38

Yazının Devamı

Kur’an-ı Kerim’de Oruç

Bu yazımızda Kur’an-ı Kerim’de oruçun zikredildiği ayetleri okuyalım istedik.

1-“Ey iman sahipleri! oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.”(Bakara,2/183)

2- “Sayılı günlerde olmak üzere(oruç size farz kılındı). Sizden kim hasta olur veya yolculuk halinde bulunursa tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutar. Oruca zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak bir yoksulu doyurmaktır. Kim bir mecburiyeti olmaksızın içinden gelerek iyilik yaparsa bu onun için daha hayırlı olur. Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.”(Bakara,2/184)

Yazının Devamı

Oruç ve Önemi

Bu yazımız da kendi kelimelerimizi katmadan Kainatın Efendisi Hz. Peygamberimiz Efendimiz sav’in oruç hakkında söylediği hadislerini yani altından kıymetli sözlerini aktarmak istiyorum.

Ramazan-ı Şerifte oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerden seçmeler:

‘İslam, kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.’İmam-ı Müslim

Yazının Devamı

Hz. Peygamberimiz s.a.v. in Gençliği

Hz. Peygamberimiz s.a.v. sekiz yaşına geldiği zaman dedesi Abdülmuttalib seksen iki yaşında vefat etti. Abdülmuttalib vefatından önce çok sevdiği torununu oğulları arasında, Hz. Muhammed s.a.v.in babası Abdullah’la ana-baba bir kardeş olan amcası Ebu Talib’e emanet etmişti.Hz. Muhammed Efendimiz s.a.v. sekiz yaşından yirmibeş yaşına kadar amcası Ebu Talib’in yanında kalmıştır.

Bu döneme ait mevcut olaylar arasında şüphesiz önemli olanlarından birisi, Hz. Peygamberimiz s.a.v. in Rahib Bahira ile karşılaşması hadisesidir.. Hz. Peygamberimiz s.a.v. on iki yaşlarında iken amcası Ebu Talib ile birlikte Şam’a doğru yol alan ticari bir kervana katılmış ve kafile Şam yakınlarında Busrâ adlı bir köyde mola verdiği zaman buradaki manastırda bulunan Bahira adlı rahib, okuduğu kitaplara göre Hz. Peygamberimiz s.a.v. deki özelliklere bakarak O’nun ileride çıkması beklenilen son peygamber olabileceği kanaatine varmıştı.

Başka bir olay ise Mekkelilerin dini bir ayini ve bayramı olan Büvane’ye çocukluk yıllarında amca ve halalarının zorlamaları ile giden Hz. Muhammed s.a.v. o yerde henüz kendisine sıra gelmeden ilâhi haşyet içerisinde Hz. Peygamberimiz s.a.v. kısa bir baygınlık geçirmişti.Bu olaydan sonra akrabaları O’nu cahiliye adetlerinin olduğu yerlere götürmediler.

Yazının Devamı

Anne ve Baba

Dünyada insana en çok yakın olan ve insan üzerinde en çok hakkı bulunan anne ve babadır. Hz. Allah cc onları insanın var olması için sebep kılmıştır. Bunun içindir ki Allah cc kendisine ibadetten sonra ikinci derecede anne ve babaya iyilik yapılmasını emretmiş ve şöyle buyurmuştur.

“Rabbin sadece kendisine ibadet etmenizi, anne-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi sizin yanınızda yaşlanırsa kendilerine “öf” bile deme; onları azarlama ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve. ”Rabbim, küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et” diyerek dua et” İsra,23-24 Hz. Allah cc anne ve babaya iyilik yapılmasını sadece biz ümmete değil , bizden önceki ümmetlere de aynı şekilde emretmiştir. Kur’an-ı Kerim’de İsrailoğullarına yüklenen ve uyacaklarına dair söz alınan sekiz konudaki emir,

“Vaktiyle biz İsrailoğullarından: “Yalnız Allah’a kulluk edeceksiniz, anneye-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz.” diye söz almış ve “İnsanlara güzel söz söyleyin,namazı kılın, zekâtı verin” diye de emretmiştik” Bakara, 83 buyurulmuş,

Yazının Devamı