Balıkesir Merhaba Gazetesi

BAĞLANMA STİLLERİMİZ ve İLİŞKİLERİMİZ

BAĞLANMA STİLLERİMİZ ve İLİŞKİLERİMİZ
1
19 Şubat 2020 - 7:55

Son zamanlarda tv’de veya sosyal medya platformlarında rast gelip izlediğim ilişki yorumcuları, ağız birliği yapmış gibi benzer tavsiyeleri veriyorlar nedense : “Sen arama, bırak o arasın. Azıcık sürünsün. Her düşündüğünü hemen söyleme, Kaçan kovalanır…” vs. Bu tarz tavsiyelerin faydasını görmüş kimse var mıdır bilmiyorum. Ama bu tavsiyeleri verenlerin bağlanma kuramından habersiz olduğunu söyleyebilirim.

Bağlanma kuramı; psikolojide bireyin, başka bir kişiden yakınlık bekleme eğilimi ve bu kişi yanında olduğunda bireyin kendisini güvende hissetmesidir. Bağlanma teorisinin kuramcısı John Bowlby, bir bebeğin birincil bakım veren figürüne (ki, bu genellikle annesidir) arzu ettiği yakınlığı kurması ve devam ettirmesi için gösterdiği her tür davranışı bağlanma davranışı olarak tanımlar.

Bağlanma kuramına göre çocuk, bebeklikten itibaren annesiyle geliştirdiği ilişkisini ilerleyen yaşlarda yakın ilişkilerinde model olarak kullanır. Kişinin “benlik” modeli ve “başkaları” modeli bu sayede gelişir. Benlik modeli, kişinin kendini ne ölçüde sevgiye layık, değerli bir birey olarak gördüğüdür. Başkaları modeli, kişinin diğerlerini ne ölçüde güvenilir, ilgi ve sevgi sunmaya hazır olarak algıladığıdır.

Üç farklı temel bağlanma stili vardır: Güvenli bağlanma, Kaçıngan bağlanma ve Kaygılı bağlanma.

Güvenli Bağlanma varsa, çocuk annesinden “buradayım, seni duyuyorum, sana değer veriyorum” mesajlarını almıştır. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, hayatın ilk yıllarında güvenli bağlanan çocuklar, zorluklar karşısında “ben başa çıkabilirim” inancına sahiptirler.  Stresli durumlarda yaşadıkları olumsuz duygularla daha iyi başa çıkabilirler. Araştırmalar, erken  çocukluk dönemindeki güvenli bağlanan çocukların ileriki yıllarda sosyal ilişkilerinde daha yetkin olduklarını göstermektedir.

 

Eğer siz çocukluğunuzda ebeveynlerinizden güvenli bağlanma öğrendiyseniz, ilişkilerinizde empati yeteneğiniz yüksek olacaktır. Hayatınızda daha uzun ve güven temelli romantik ilişkiler yaşayabilirsiniz. Duygularınızı ve ihtiyaçlarınızı rahatlıkla ifade edebilirsiniz. Dünyayı keşfedilecek bir alan olarak görür, ilişkilerinizde yaşadığınız olası sorunlar sizi korkutmaz. Her seferinde yeniden başlama gücünü içinizde bulabilirsiniz. Çocuğunuzun güvenli bağlanmasını istiyorsanız, çocuğunuza kesintisiz ve tutarlı bakım vermelisiniz. “çok kucağına alma, alışır. Her uyandığında emzirme, alışır. Her istediğini yapma, bebek haliyle seni kullanır” gibi önerilere kulaklarınızı tıkamanızı tavsiye edebilirim.

Kaçıngan Bağlanma varsa, çocuk annesinden “duyarsız” bir bakım almış demektir. Anne ya yoğunluğu veya farklı sorumlulukları olduğu için muhtemelen uzak, soğuk ve tepkisiz davranışlar sergilemiştir. Çok çocuklu ailelerde, geniş ailelerde, çocuğa bakımı anne dışında başkalarının da verdiği ailelerde, daha sıklıkla rastlanan bir durumdur. Yani bebek ağladığında annesi veya bakımverenler onu sakinleştirmek için acele etmemiş, karnı acıktığında hemen doyurmaya çalışmamıştır. Bebek bağımsızdır. Çevreyi keşfederken annenin varlığına bel bağlamaz. Annenin fiziki varlığı çocuğun yanındadır ama çocuk anneyi duygusal anlamda yanında hissedememektedir.

Bu çocuklar yetişkinlik hayatlarında, yakın ilişki kurmakta bir hayli zorlanırlar. İlişkilerine duygusal yatırım yapmaktan kaçınır ve ayrılık olduğunda olumsuz duyguları çok az hissederler. Duygularını ve düşüncelerini partnerlerine ifade etmede güçlük yaşarlar. Eğer siz ebeveynlerinizden kaçıngan bağlanma stilini öğrendiyseniz, yakın ilişkilerden rahatsız olursunuz. Daha bağımsız ve kendine güvenen, merkeze kendinizi ve isteklerinizi koyan biri olursunuz. Samimiyeti çok yoğun hissettiğinizde ilişkiden uzaklaşmak, kaçmak istersiniz. Hep kendinize zaman ayırmak ister, partnerinizle uzun süreli vakit geçirmekten huzursuz olabilirsiniz. Temel motivasyonunuz bağlanmaya karşı koymanız olur.

 

 

Kaygılı Bağlanma varsa, çocuk muhtemelen tutarsız davranışları olan bir ebeveyn ile büyümüştür. Bakım veren kişi önceden yordanamayan tepkiler vererek, ya duyarsız ya aşırı müdahalecidir. Anne bebekle ilgilenmek istediğinde bebek reddeder. Diğer zamanlarda bebek anneye adeta yapışkan ve bağımlı davranır. Bebek ağladığında annenin varlığı çoğu zaman bebeği sakinleştirmez. Kaygılı bağlanma stilini öğrenen çocuklar, ilerleyen yaşlarında başkalarına aşırı bağımlı bir yapıda olurlar. Ayrıca kaygılı-kararsız bağlanmış çocuklar, yetişkinlik hayatlarında başka kişilere yaklaşmada tedirgin olur, duygularının karşılıklı olmaması onları çok endişelendirir. Bu kişiler romantik ilişkilerinde sıkça ilişkinin soğuk ve uzak olması nedeni ile ayrılıklar yaşarlar.

Eğer ebeveynleriniz ihtiyaçlarınızla ilgilenme konusunda bir ilgili, bir ilgisiz olup tutarsız davrandıysa size, bazı ihtiyaçlarınızın karşılanması için mücadele vermek zorunda kaldıysanız, kaygılı bağlanma stili geliştirmiş olabilirsiniz. Siz ilişkilerinizde samimiyete ihtiyaç duyarsınız ve gösterilen samimiyet hiçbir zaman size yeterli gelmez. Partnerinizin sizi gerçekten sevip sevmediğini veya kendinizin sevilecek biri olup olmadığınızı sık sık sorgularsınız. Kaygılı bağlanma ile ilişkide ‘muhtaç’ ya da ‘yapışkan’ modundan çıkmanız neredeyse imkansız olur. Partnerinizden umutsuzca güvenlik ve ilgi ararsınız ama çoğunlukla bu onu sizden uzaklaştırabilir.

Peki bütün bu bağlanma stillerini neden açıkladım?

Diyelim ki siz, yazının başında bahsettiğim yorumcuları dikkate aldınız ve partnerinizin telefonlarına bakmadınız. Mesajlarını okudunuz ama cevap vermediniz. Gerçek ihtiyacınızı ifade etmek veya duygularınızı paylaşmak yerine ilişkiyi yönetmek adına strateji yaptınız. İşte tam da o sırada, en büyük yanlışı kendinize yapıyor olabilirsiniz.

Örneğin partneriniz “güvenli bağlanma stilinde” biri ise empati yapacak ve onu istemediğinizi düşünecek. Siz ilişkiyi yöneteyim diye strateji yapmaya çalışırken, olası bir romantik ilişkiyi kaybedeceksiniz. Ya da diyelim ki partneriniz “kaçıngan bağlanma stilinde” biri. Siz “ilgisiz” gözükerek strateji yaptığınızı sanıyorsunuz ama o zaten yakınlık sevmiyor. Mesafeli ilişki isteyen bu kişiye ilgi gösterdiğiniz, mesajlarına düzenli geri dönüş yaptığınız an yine sizden uzak kalmasına şahit olursunuz. Siz acaba nerede hata yapıyorum diye kendinizi suçlarsınız ama konunun sizinle bir ilgisi yoktur. Ve bu git geller sizi yorar. Siz sanarsınız ki, ilgi gösterdim kaçtı. Hayır, o iş öyle değil! Sizin temel ihtiyacınız ve aynı zamanda partner olarak hakkınız olan yakınlığı ve bağlılığı gösterdiniz. Ama onun bağlanma stili bu yakınlığı doğru anlamaya veya ilişkiye emek vermeye müsait değil.

Peki çözüm ne?

Bağlanma türleri zaman içinde, kişinin hayat deneyimine bağlı olarak değişebilir. Sevgi dolu bir öğretmen, anneanne, babaanne, sevecen bir eş vb. ile güvensiz bağlanma güvenli bağlanmaya dönüşebilir. Zaten güvenli bağlanma çocuklukta kurulmuşsa, güvensize dönüşmesi çok olası değildir. İlişki problemlerinizle ilgili olarak yapacağınız ilk şey, kendi bağlanma stilinizi keşfetmek olsun. Eğer kaygılı ve kaçıngan davranışlarınız varsa, bunları fark etmeniz çok büyük bir adım olacaktır sizin için. Neye ihtiyacınız olduğuna ve ne hissettiğinize dikkat edin.

Bağlanma stilinizi değiştirmek göründüğü kadar kolay değildir. Profesyonel destek alın ve bir terapist ile çalışın. Ve lütfen terapinin ancak “ruh sağlığı profesyonellerince” verildiğini unutmayın. Sorularınızı sosyal medya hesaplarım üzerinden veya semra.aydin@izu.edu.tr mail adresinden bana ulaştırabilirsiniz.

 

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.