Bel ağrısı, hayatında en az bir kez herkesin kapısını çaldığı bir sorundur. Kimi zaman sabah kalkınca hissedilir, kimi zaman bir yük kaldırırken ya da uzun süre oturunca başlar. Ne yazık ki birçok kişi bu durumu “yaşlandım, artık kaderim” diye kabullenir. Oysa bel ağrısı bir kader değil, vücudun bize gönderdiği bir uyarıdır.
Belimiz, omurlar, diskler, kaslar ve bağlardan oluşan hassas bir denge sistemidir. Bu dengeyi bozan yanlış duruş, uzun süre oturmak, hareketsizlik, fazla kilo, uygunsuz egzersiz veya stres gibi her etken zamanla ağrıya neden olur. Aslında ağrı, vücudun “beni fark et, yanlış giden bir şey var” demesidir. Bu sinyali ciddiye alıp nedenini bulursak, çoğu bel ağrısı kalıcı hale gelmeden düzelir.
Bel ağrısının en sık nedeni iltahaplı olmayan mekanik kaynaklı ağrılardır. Bunlar genellikle kas ve lif kökenlidir, ciddi bir hastalık değildir. Ancak ağrıyla birlikte bacakta uyuşma, güçsüzlük veya idrar tutamama gibi belirtiler varsa mutlaka bir fizik tedavi hekimine başvurmak gerekir. Çünkü bu durumda sinir basısı ya da fıtık gibi daha ileri bir durum söz konusu olabilir.