Balıkesir Merhaba Gazetesi

ATIK SUYU TEMİZLEYEN ÇEVRECİ BİTKİLER

ATIK SUYU TEMİZLEYEN ÇEVRECİ BİTKİLER
Prof. Dr. Fatih Satıl
Prof. Dr. Fatih Satıl( fsatil@gmail.com )
14 Eylül 2020 - 12:35

Çevre, kirliliği ile mücadele etmek amacıyla pahalı teknikler ve prosesler yerine, doğadaki mevcut biyolojik sistemlerin kullanılabileceği düşüncesi son yıllarda yaygınlaşmaya başladı. Bu gelişmede, bugüne kadar faydasız ya da zararlı olarak nitelendirilen bazı bitkisel ve hayvansal canlıların faydalı yönlerinin de olduğunun keşfi önemli rol oynadı. Örneğin Su sümbülü, su kanallarını tıkaması nedeniyle 70’li yıllara kadar zararlı bir su otu olarak biliniyordu, oysa şimdi doğal arıtmada kullanılan bir bitki. İşte gelişen Biyoloji bilimi ile birlikte bu tür bitkilerin yaratılıştan var olan yetenekleri sayesinde, suları kirleten maddeleri uzaklaştırabildikleri de anlaşıldı. Yani bitkiler kullanılarak kanalizasyon ve atık suların temizlenmesi mümkün hatta bu yolla atık sulardaki o kötü koku ve hastalıklar bile engellenebilir. Üstelik bitkilerin kullanıldığı bu doğal arıtma sistemi, enerji gerektirmediği için minimum maliyetle istenilen her yere kurulabilir.

Saz, kamış, su mercimeği ve su sümbülü gibi saçak köklü sucul bitkilerin kullanıldığı arıtma sisteminde bitkiler suyu kirleten azot, fosfor, potasyum ve karbon gibi elementleri tüketerek beslenirken, havadan aldığı oksijeni de kökleri vasıtasıyla suya ileterek suyun arıtma işlemini gerçekleştirmiş oluyor.

Bu mucizevi sucul bitkilerin kullanıldığı doğal arıtma tesisinde, kanalizasyon suları ’sulama suyu’ kalitesine kadar arıtılırken, özellikle köylerde atık suların arıtılmadan çaylara, derelere verilmesi ya da fosseptikte toplanması nedeniyle ortaya çıkan bulaşıcı hastalık, sinek, kötü koku gibi problemler de tamamen ortadan kalkıyor.

Suyu yeniden kazanarak, tarımsal sulamada kullanılabilecek hale getiren bu uygulama, tüm köylerde hayata geçirilebilirse, milyonlarca metreküp atık su yeniden kazanılmış olacaktır. Özellikle içme suyu havzasında yer alan köylere bu sistemin kurulması önem arz etmektedir.

Doğal arıtma tesisinin kurulması da öyle çok zor ve masraflı da değil. Köydeki her bir kişi için 1-2 metrekarelik yer yeterli. Bu şekildeki bir alana 80 cm derinliğinde bir havuza sucul bitkiler dikilerek mini bir tesis oluşturulabilir. Bu iş için önce, dikdörtgen şeklinde bir havuz kazılıyor. Ardından, köklü bitkilerin tutunabileceği toprak, kum ve çakıldan oluşan karışım, havuzun altına seriliyor. Dağıtım ve drenaj boruları da döşendikten sonra uygun sucul bitkiler dikiliyor. Bitki olarak suyu seven, sulak ortamda kendiliğinden yetişen saz ve kamışlar gibi saçak köklü bitkiler kullanılıyor. Bitkilerin dikimi ile tesisin inşası da tamamlanmış oluyor. Evsel atıklar ve kanalizasyon suyu, borular kanalıyla bu havuza aktarılıyor. Kendi kendini yenileyebilme özelliği olan bu bitkiler suyu kirleten elementleri tüketerek besleniyor ve havadan aldığı oksijeni de kökleri vasıtasıyla suya ileterek, arıtma işlemini gerçekleştiriyor. Bu yolla varlığını sürdürebilen bitkiler, kanalizasyon atıklarını tarımda kullanılabilecek kadar temiz hale getiriyor. Bu arada doğal arıtmada kullanılan bu sucul bitkilerin tarım ilaçları gibi zehirli maddeleri uzaklaştırma özelliğine de sahip olduğunu hatırlatmak ta fayda var.

Birçok ülkede de uygulanan bu doğal arıtma sistemlerini başta Balıkesir olmak üzere ülkemizde yaygınlaştırmamız gerekiyor. Bu amaçla sucul bitkiler açısından zengin olan hemen yanı başımızdaki Uluabat gölünden yararlanabiliriz.

Gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak için doğaya dost doğal çözümler üretmemiz gerekiyor.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.