Muhammed Can Akyürek

Muhammed Can Akyürek

Balıkesir Sofrasında 10 Güçlü İz

Balıkesir’de gastronomi dendiğinde akla önce tek bir tabak değil, geniş bir coğrafyanın bereketi gelir. Bir yanda Ayvalık ve Edremit Körfezi’nin zeytinyağı, diğer yanda Manyas, Savaştepe, İvrindi ve Ayvalık hattının peynirleri, iç kesimlerde kuzu eti, kırsalda otlar, hamur işleri, fasulye, kavun, incir, şehir merkezinde ise hafızalara kazınmış höşmerim ve kaymaklı…

Bu yüzden Balıkesir mutfağı, yalnızca “ne yenir?” sorusunun değil; “bu şehir hangi ürünlerle ayakta duruyor?” sorusunun da cevabıdır.

Balıkesir gastronomisinin en güçlü başlıklarından biri hiç kuşkusuz zeytinyağı. Ayvalık Zeytinyağı, Edremit Zeytinyağı ve Burhaniye Zeytinyağı kentin coğrafi işaretli ürünleri arasında yer alıyor. Edremit Zeytinyağı’nın Avrupa Komisyonu tarafından “Korunan Menşe” tescili alması da Balıkesir’in bu alandaki değerini uluslararası ölçekte güçlendiren önemli bir adım oldu.

Yazının Devamı

Sanat Sokağını Gezdim, Balıkesir’e Çok Yakışmış

Geçtiğimiz gün Sanat Sokağı’nı dolaşma fırsatım oldu. Açık söylemek gerekirse, ortaya konulan çalışmaları görünce oldukça mutlu oldum. Her köşede ayrı bir emek, ayrı bir renk, ayrı bir dokunuş vardı. İnsan gezerken sadece bakmıyor; aynı zamanda o atmosferin içine de giriyor.

Özellikle yapılan işlerde sanatsal içeriğin güçlü şekilde hissedilmesi çok kıymetliydi. Sıradan bir etkinlik havasından çok, gerçekten düşünülmüş, hazırlanmış ve emek verilmiş bir çalışma ortamı vardı. Bu da ister istemez gezen herkese geçiyor. Bir süre sonra siz de sadece izleyen değil, o ruhu hisseden biri oluyorsunuz.

Balıkesir’de böyle çalışmaların artmasını gerçekten önemsiyorum. Çünkü sanat bir şehre sadece görüntü katmıyor; ruh, canlılık ve sıcaklık da katıyor. İnsanların gündelik koşuşturma içinde kısa da olsa böyle alanlarda nefes alabilmesi çok değerli.

Yazının Devamı

Balıkesir Nefes Alıyor Ama Rahat Değil

Balıkesir’de hava kalitesi konuşulurken iki ayrı gerçeği aynı anda görmek gerekiyor. Birincisi, anlık veriler her saat değişiyor. Bazen hava “iyi”, bazen “orta” çıkıyor. Yani sokaktaki tablo her gün aynı değil. Ama ikinci gerçek daha önemli: Yıllık resmi veriler, özellikle PM10 yükü açısından Balıkesir’de işin ciddiye alınması gerektiğini söylüyor.

Çünkü 2024 verilerinde PM10 limit aşım gün sayısı Balıkesir Merkez’de 145’e ulaşıyor. Bandırma 89, Balıkesir 87 günle dikkat çekiyor. Bu rakamlar, meselenin sadece günlük hava durumu uygulamalarında görülen renklerden ibaret olmadığını ortaya koyuyor. Hava bazen temiz görünse de, yılın geneline yayılan parçacık yükü hâlâ önemli bir sorun alanı.

Üstelik Balıkesir’de ölçüm ağı da dar değil. Balıkesir, Balıkesir Merkez/Trafik, Bandırma, Erdek ve Edremit olmak üzere 5 resmi istasyon çalışıyor. Yani elimizde yorum değil, düzenli izlenen veri var. Bu verinin söylediği şey net: Kentin bazı noktalarında hava kalitesi yönetimi daha sıkı takip istiyor.

Yazının Devamı

Biri Bayramlaşır, Diğeri Soğukluk Bırakır

Balıkesir’de siyasiler bayramlaştı.Fotoğraflar verildi, tokalaşmalar oldu, iyi dilekler söylendi. Görmeye alışık olduğumuz sahnelerdi bunlar.

Ama bu bayram, sadece bayramlaşma kareleri görmedik.Alışık olmadığımız soğuk rüzgârları da hissettik. Hatta hissetmekle kalmadık; gördük, duyduk, yaşadık.

Özellikle Mustafa Canbey ile Yücel Yılmaz cephesinde hissedilen mesafe, bayram gününün en dikkat çeken siyasi detaylarından biri oldu. Aynı karede yer alsalar da, bayramın o bilinen sıcaklığı bu kez yerini soğuk bir havaya bıraktı.

Yazının Devamı

Çanakkale: Bir Milletin Diz Çökmediği Gün

Çanakkale’yi anlamak için haritalara, askeri raporlara ya da sayılara bakmak yetmez. Çanakkale; imanın, iradenin ve vatan sevgisinin çeliği erittiği yerdir.

Dünyanın en güçlü donanmaları, en modern silahlarıyla Çanakkale Boğazı’na dayandığında, karşılarında teknik üstünlük değil; ölümü göze almış bir millet buldu.

Ve o milletin içinden bir isim çıktı:

Yazının Devamı

Gençlere Güven, Geleceğe Yatırımdır

Bir gence fırsat verildiğinde ortaya sadece bir proje çıkmaz. Emek çıkar, fikir çıkar, özgüven çıkar. Bazen de küçücük bir çalışma, çok büyük bir değişimin ilk adımı olur.

TÜBİTAK projeleri bu yüzden önemlidir. Çünkü gençlere sadece destek vermez; düşünmeyi, araştırmayı, üretmeyi ve başarmayı öğretir.

Bugün en çok ihtiyacımız olan şey de budur. Ezber yapan değil, soru soran gençler… Bekleyen değil, üreten gençler… Vazgeçen değil, çözüm arayan gençler…

Yazının Devamı

Bir Gün Doğa Konuşursa… İlk Kimi Susturur?

Sabah uyandınız. Musluğu açtınız. Su akmadı.Pencereyi açtınız. Hava ağır, gri ve keskin.Markete gittiniz. Raflar dolu ama toprak yorgun, ürün tatsız.

Abartı mı? Değil.Bu, doğanın “ben de varım” deme biçimi.

Biz doğayı manzara sanıyoruz. Oysa doğa sistemdir.Görmediğimiz bir muhasebe tutar. Her kesilen ağaç, her kuruyan dere, her beton parçası o deftere yazılır. Ve doğa, faiziyle geri alır.

Yazının Devamı

Nil’den Kızıldeniz’e: Mısır’da Bir Yolculuk Hikâyesi

Kahire, tarih ve kalabalığın iç içe geçtiği bir şehir. Trafik hiç durmuyor, insanlar sürekli hareket halinde. Ezher çevresinde dolaşırken yüzlerce yıllık bir geçmişi adım adım hissediyorsunuz. Sokak aralarında kurulan tezgâhlar, iftar saatine doğru artan hareketlilik ve insanların sıcaklığı, şehrin ruhunu yansıtan detaylar arasında.

Ancak Mısır sadece Kahire’den ibaret değil. Sharm El Sheikh’e doğru yapılan turda bambaşka bir yüzle karşılaşıyorsunuz. Kızıldeniz’in berrak suları, palmiye ağaçları ve sakin atmosferi, Kahire’nin yoğun temposundan sonra adeta bir nefes alma alanı gibi. Sahil boyunca uzanan yürüyüş yolları ve gün batımı manzarası, yolculuğun en unutulmaz anları arasında yer aldı.

Sharm El Sheikh’te dikkatimi çeken en önemli şeylerden biri de turizmin güçlü etkisi oldu. Oteller, dalış merkezleri ve sahil aktiviteleri, bölgenin tamamen farklı bir enerjiye sahip olduğunu gösteriyor. Kahire’de tarih ön plandayken, Sharm El Sheikh’te doğa ve deniz insanı içine çekiyor.

Yazının Devamı

Balıkesir’de 1 Damla Su

22 yaşındayım.Hayatı hızlı yaşayan, geleceği aceleyle kurmaya çalışan bir kuşağın içinden yazıyorum bu satırları. Ama bugün acelem yok. Bugün yavaşlamak istiyorum. Çünkü Balıkesir’de bir damla su, artık zamanla yarışıyor.

“Yağmur yağıyor” der geçerdik. Şimdi “yağmur yağdı” diye seviniyoruz. Bir kelime farkı gibi duruyor ama arada koskoca bir gelecek var.

Balıkesir bereketli topraklarıyla bilinir. Çocukken bize hep böyle öğretildi. Zeytin, buğday, ayçiçeği… Toprak cömertti, insan da öyle. Ama toprak susuz kalınca insanın da sesi kısılıyor. Bugün tarlaya düşen bir damla su, sadece ürünü değil, umudu da yeşertiyor.

Yazının Devamı

Gazetecilik: Nasıl Olmalı, Nasıl?

Gazetecilik sorusunu her dönem yeniden sormak gerekiyor.Çünkü zaman değişiyor, araçlar değişiyor ama tehlike hep aynı kalıyor:Hakikatin yerini alışkanlıkların alması.

Bugün gazetecilik çoğu zaman “kim önce verdi” yarışına sıkışmış durumda.Oysa mesele ilk olmak değil, doğru olmaktır.Yanlışın hızlısı, doğrunun yavaşı olmaz;yanlış her hâlükârda yanlıştır.

Gazetecilik, güçlüyle fotoğraf vermek değildir.Gücün fotoğrafını çekmektir.Güç kimdeyse ona mikrofon uzatmak kolaydır;zor olan, gücün gölgesinde kalanlara kulak verebilmektir.

Yazının Devamı

Balıkesir Üniversitesi’nde Sessiz Ama Derin Bir Hareket Var

Şehir gündeminde çoğu zaman belediyeler, siyaset ve ekonomi öne çıkar.Ama Balıkesir’de son dönemde sessizce ama istikrarlı şekilde ilerleyen bir başka alan var: Balıkesir Üniversitesi.

Özellikle Güzel Sanatlar Fakültesi, üniversitenin vitrini olmaktan çıkıp, şehrin kültür-sanat nabzını tutan bir merkeze dönüşüyor.

Son aylarda Güzel Sanatlar Fakültesi’nde açılan sergiler, düzenlenen atölyeler ve öğrenci odaklı etkinlikler dikkat çekici. Akademisyenlerin kişisel sergileri, öğrencilerin üretim alanına aktif katılımı ve disiplinler arası çalışmalar, “üniversite kendi içinde kapanıyor” algısını kırıyor.

Yazının Devamı

BAÜN Güzel Sanatlar Fakültesi: Gürültüsü Az, Sözü Uzun

Bazı fakülteler vardır; çok görünmez, çok konuşulmaz ama üniversitenin havasını fark ettirmeden değiştirir. Balıkesir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi de onlardan biri gibi. Sohbet ettiğim bazı büyüklerimden ilginç şeyler duyuyorum ve fakültemizi yeterince anlamadıklarını düşünüyorum. Hele hocalarımızın kıymeti paha biçilemez ve Bizden öte Balıkesir'den ziyade nakış nakış dokunan ilmek olurlar bizlere...

Burada eğitim, aceleye gelmez. Atölyelerde zaman yavaş akar, işler hızlı bitmez. Çünkü mesele sadece bir şey yapmak değil, nasıl baktığını öğrenmektir. Öğrenciler teknikle birlikte sabrı, denemeyi, bazen olmamayı da öğrenir. Bu yönüyle Güzel Sanatlar Fakültesi, “sonuç”tan çok “süreç”le ilgilidir.

Fakültenin üniversite içindeki yeri de biraz böyledir. Büyük cümleler kurmaz ama kampüste açılan bir sergiyle, koridorda asılı bir öğrenci işiyle kendini hissettirir. O an fark edersin: Üniversite sadece dersliklerden ve sınavlardan ibaret değildir.

Yazının Devamı

Bir Şehrin Altı Nasıl Tıkanır? Cevabı Balıkesir’de

Günlük Alışkanlık, Büyük Tehlike: Balıkesir’in Altında Ne Var?

Balıkesir’de Tuvaletten Çıkanlar…

Bir şehrin aynası bazen vitrinleri değildir. Bazen kaldırımları da değildir. Bazen de belediye binaları…Aslında her biri için söylenecek çok şey varda...!

Yazının Devamı

Renklerin Diliyle Konuşanlar: Ünlü Ressamların Zamana Direnen İzleri

Sanat, bazen kelimelerin sustuğu yerde başlar. Bir ressamın fırçası, bir şairin kalemi kadar derindir. Yüzyıllardır resim sanatı, insanın hem duygularına hem aklına dokunmayı başardı. Leonardo’dan Van Gogh’a, Frida Kahlo’dan Picasso’ya uzanan bir zincir... Hepsi farklı coğrafyalarda yaşadılar ama aynı dili konuştular: Renklerin dili.

Rönesans’ın dehası Leonardo da Vinci, resimle bilimi, hayal gücüyle gözlemi birleştiren ilk isimlerden biri oldu. Mona Lisa’nın gizemli gülüşü, sadece bir yüz ifadesi değil; insan ruhunun derinliklerine açılan bir kapı gibidir. Da Vinci, “Sanat asla bitmez, sadece terk edilir,” derken belki de bugün bile geçerli bir hakikati söylüyordu.

Hollandalı ressam Vincent van Gogh, yaşamı boyunca 800’ü aşkın tablo yaptı ama yalnızca birini satabildi. Yine de fırçasını bırakmadı. Yıldızlı Gece’de gökyüzü kıvranır, renkler birbirine karışır; ama içten içe umut parlar. Van Gogh’un sarıları, hüznün içinde bile sıcak bir direniştir. Onun hikâyesi, sanatın sadece güzellik değil, bir varoluş mücadelesi olduğunu hatırlatır.

Yazının Devamı

Güzel Sanatların İzinde Bir Balıkesir Hayali

Balıkesir, tarihî kimliğiyle güçlü bir şehir. Coğrafyasıyla, insanıyla, geçmişiyle gurur duyduğumuz topraklar… Fakat aynı şehir, kültür ve sanat söz konusu olduğunda hâlâ potansiyelinin gölgesinde kalıyor. Oysa Balıkesir’in hak ettiği yer, çok daha yukarıda; sanatın nefes aldığı, kültürün sokakları doldurduğu bir şehir olmak.

Balıkesir’i hayal ederken aklıma yalnızca bir şehir görüntüsü gelmiyor; yaşayan, üreten, hisseden bir şehir düşlüyorum. Resim atölyelerinin ışıkla dolduğu, tiyatro salonlarının akşamları kapılarını kapatmadığı, müziğin caddelerden taştığı bir şehir… Sergilerin rutin olduğu, festival takvimlerinin dolup taştığı, sanatla büyüyen bir Balıkesir.

Kültür, bir toplumun hem kimliğini hem de geleceğini şekillendirir. Balıkesir, sahip olduğu genç nüfus, geniş kültürel dokusu ve coğrafi avantajıyla aslında bir kültür-sanat başkenti olabilecek potansiyele sahip. Ama bu potansiyelin hayat bulması için daha çok alan, daha çok etkinlik, daha çok vizyon gerekiyor.

Yazının Devamı

Taş Mı Olacaksın? Su Mu?

Balıkesir'de genellikle ziyaret ettiğim bazı terzilerin bana anlattığı Usta- Çırak hikayeleri oldukça dikkatimi çekiyor. Eskiden küçük dükkanlarıyla bugün adeta geçmişi yaşatan güzellikte ve ustalıkta işlerini yapıyorlar.

Sohbetleri de güzel oluyor ancak çokta konuşturmadan işlerine ara verdiklerinde sohbeti tercih ediyorum. Neden mi? Anlattıkları hikayeler çok şey barındırıyor ve bırakıyor bende...Hayat Usta Bense Dünyadaki Çırağım diyerek... Sizlerle de paylaşmak istedim geçmişte olan ,anlatılan yada dilden dile dolaşan bu hikayeleri...

Bir dikiş makinesinin ritmiyle doluyor o dükkanlar.. Usta, iğneyi kumaşın üzerinde dikkatle gezdiriyor. Yanında duran çırak, sabırsız bir merakla soruyor:

Yazının Devamı

Burhaniye’nin Sessiz Kahramanları: Sincaplar Geri Döner mi?

Bir zamanlar Burhaniye’nin meşeleri sincapların cıvıltısıyla yankılanırdı. Dallarda koşuşturan o minik canlılar, Ören’in, Pelitköy’ün, hatta şehir merkezinin ayrılmaz bir parçasıydı. Bugünse o dallar sessiz. Peki ne oldu da Burhaniye’nin sevimli simgeleri birer birer kayboldu?

Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nin Bankacılık ve Finans Bölümü öğrencileri geçtiğimiz yıllarda anlamlı bir işe imza attı. Dekan Prof. Dr. Mehmet Oğuzhan İlban’ın öncülüğünde yürütülen “BUBFA Sincaplara Yuva Oluyor” projesiyle öğrenciler, Ören’in çam ağaçlarına yaklaşık 50 adet sincap yuvası astı.

Projeye Ören Mahalle Muhtarlığı ve yerel esnaf da destek verdi. Gençler hem doğaya katkı sağladı hem de “takım çalışması” dersini yaşamın ta kendisinde deneyimledi. Basit bir ders ödevi değil, doğaya verilen bir sözdü bu.

Yazının Devamı

“Belleğin Doğası”: Sinan Avinal’ın Seramiğinde Doğanın Hatırlanan Yüzü

Doğayı çoğu zaman gözümüzle görür, aklımızla tanımlarız. Oysa kalbimizin ve belleğimizin doğayı hatırlama biçimi çok daha farklı bence. İşte Sinan Avinal’ın “Belleğin Doğası” sergisi tam da bu farkı görünür kılıyor. 22 – 30 Eylül 2025 tarihleri arasında Mekân Blogspot’ta sanatseverlerle buluşan bu sergi, doğayı birebir kopyalamak yerine belleğimizde bıraktığı izlere odaklanıyor. Görülmesi gereken ve içsel yolculuğun izlerini adım adım takip ederek sergiyle öneçıkan doğayı izlemek inanın farklı bir keyif.

Avinal’ın seramiklerinde kimi zaman yumuşak ve akışkan bir his, kimi zamansa sert ve keskin formlar öne çıkıyor. Bu karşıtlık, bana hem doğanın değişkenliğini hem de insan hafızasının çok katmanlı yapısını düşündürüyor. Çamurun dönüşümü, sanki belleğin derinliklerinde saklı anıları açığa çıkarıyor.

Bazı eserlerde, yeryüzünün katmanlarını ve vadilerin boşluklarını andıran izler dikkat çekiyor. Ama burada görünen, coğrafyanın değil belleğin haritası. Renk paletinde toprak tonlarına gökyüzünün maviliği, denizin dalgalı ritmi ve bulutların dokusu eşlik ediyor. Yani seramikte yalnızca toprak değil, doğanın tüm unsurları belleğin izleriyle yeniden kurgulanıyor.

Yazının Devamı

6 Dakika Arayla İki Büyük Sallantı

Sarsıntıların yaşandığı anlara ait güvenlik kamerası görüntüleri, sosyal medyada en çok paylaşılanlar arasına girdi. Görüntülerde, sarsıntıyla birlikte insanların panik içinde evlerinden ve iş yerlerinden dışarıya kaçtıkları, bazı eşyaların düştüğü görülüyor. Bu görüntüler, bölge halkının depremle yaşamaya ne kadar alışık olsa da, her seferinde aynı paniği yaşadığını kanıtlıyor.

Balıkesir'deki deprem fırtınası sonrası bilim insanları da önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Ahmet Ercan gibi uzmanlar, Sındırgı'da yaşananların fay hattındaki enerji boşalması olduğunu belirtirken, enerjinin farklı fay hatlarına taşınma ihtimaline karşı uyarılar yaptı.

Öte yandan yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları da harekete geçti. Balıkesir Valiliği ve AFAD ekipleri, bölgedeki saha taramalarına derhal başladığını duyurdu. Türk Kızılay ise depremzedelere üç öğün sıcak yemek ve temel ihtiyaç malzemeleri dağıtımı yapıyor.

Yazının Devamı

Türkiye’nin Gündemi: Aynı Masada Ekonomi, Siyaset ve Gelecek

Bir ülkenin gündemini tek bir başlıkla özetlemek mümkün mü? Türkiye’ye baktığımda bu sorunun cevabı net: Hayır. Çünkü bizde gündem, tek bir kulvarda ilerlemiyor. Aynı anda, birbirine değen, bazen çarpışan, bazen iç içe geçen meselelerle karşı karşıyayız.

📉 Ekonomi cephesinde “2027’ye kadar tek haneli enflasyon” hedefi kulağa umut verici geliyor. Ama umut, rakamlarla değil, sofradaki tabakla ölçülüyor...

🏛️ Siyaset tarafında CHP’nin iç tartışmaları ve hukuki süreçleri, muhalefetin yön arayışını gözler önüne seriyor. İktidarın adımlarıyla birlikte, toplumun zihninde şu soru yankılanıyor: “Türkiye’de demokrasi nereye gidiyor?” Bu soru, sadece siyasetçilerin değil, gençlerin, gazetecilerin, sokaktaki yurttaşın da sorusu artık.

Yazının Devamı

Türk Mühendislerimizin Dünya'ya Açılması Üzerine...

İstanbul’da düzenlenen IDEF 2025 fuarını izlerken bir ayrıntı özellikle dikkatimi çekti. AYDA Savunma isimli Türk firması, geliştirdiği radyo frekansıyla kimliklendirme teknolojisini hem Türkiye’de hem de ABD ordusunda aktif biçimde kullanıma sunmuş .

Bir an için Balıkesir’den baktım olaya… Bizim şehrimizde de yıllardır genç mühendisler, üniversitelerde ve sanayi bölgelerinde gecesini gündüzüne katarak üretmenin yollarını arıyor. Bugün dünyada yalnızca 4 firmanın geliştirdiği bu kritik teknolojiye Türk mühendislerin imza atması, aslında Anadolu’nun potansiyelini de gözler önüne seriyor. Adeta Savunmadan Sivile Açılan Yoldaki ilerlemeler gökyüzünden parlayan yıldızlar gibi.

AYDA’nın geliştirdiği sistem, sadece mühimmat ya da silah takibini sağlamıyor; aynı zamanda gizli evraklardan, devasa depolardaki ürün sayımlarına kadar pek çok alanda kullanılıyor. Yani teknoloji sadece savaş için değil, günlük hayatı kolaylaştırmak için de devreye giriyor. Bu, sanayimizin sivil tarafı için de büyük bir fırsat.

Yazının Devamı

Gençler Yaşadığı Şehirden Ne Bekler?

Bir şehir betonla, taşla, asfaltla kurulmaz sadece. Şehri şehir yapan, içinde yaşayan insanlar. Hele ki gençler varsa o şehir nefes alır.

Peki bir genç, yaşadığı şehirden ne bekler?

Kimi sessiz bir park köşesi ister, müziğini açıp biraz kafasını dinleyecek…Kimi bisikletini alıp güvenle dolaşabileceği bir yol arar…Kimi sabah okula ya da işe giderken belediyenin dağıttığı sıcak bir çorbayla güne başlamak ister.

Yazının Devamı

Roketsan Açıkladı Tayfun Füzesi Sadece Türkiye'ye Özel

Yıl 2025... Biz gençler, sosyal medyada yapay zekâ trendlerini, influencer dramalarını ya da konser biletlerinin kara borsaya düşmesini tartışırken, Türkiye savunma sanayisinde sessiz ama tarihi bir hamle yaptı: Tayfun Block‑4.

Bu bir roket değil sadece. Bu, “ben de varım” diyen bir ülkenin gökyüzüne yazdığı imza. Roketsan’ın geliştirdiği bu hipersonik füze, sesi 5’e katlayarak 800 kilometrelik bir mesafeyi birkaç dakikada kat edebiliyor. Yani tespit etmek neredeyse imkânsız. Teknoloji manyağı bir kuşak olarak, bunun ne demek olduğunu iyi biliyoruz: Kontrolü kaybedersen geri dönüş olmaz.

Yazının Devamı

Suikast İddiası mı? Rusya’daki Uçak Kazası Türkiye’yi Neden İlgilendiriyor?

Rusya’nın Amur bölgesinde düşen An‑24 tipi yolcu uçağının enkazına ulaşıldığı açıklandı.

İlk tespitlere göre uçaktaki 49 yolcu ve mürettebatın yaşamını yitirdiği iddia ediliyor.

Resmi kaynaklar kazanın “pilotaj hatası” sonucu gerçekleştiğini belirtirken, bazı sosyal medya paylaşımlarında olayın arkasında sabotaj veya suikast olabileceği iddia ediliyor. Henüz bu yönde somut bir kanıt sunulmadı.

Yazının Devamı