Fahri Sağlık

Fahri Sağlık

Miracı Anlamak ve Yaşamak

Miraç; Sevgili Peygamberimizin Allah’ın izni ve keremiyle önce Mescit-i Haramdan Mescit-iAksa’ya, oradan da sonsuz kudretin ayetlerini müşahede etmek üzere semaya yükseltildiğiyolculuktur.

Asırlar önce gerçekleşen bu mucizenin her Müslüman için değeri ve anlamı büyüktür. İnsanlığınhürmeti, merhameti, muhabbeti unuttuğu; emaneti zayi ettiği, benliğini ve kimliğini kaybettiği,menfaat ve düşmanlık girdaplarında boğulduğu günümüzde miracın derin anlamı bir dahahatırlanmalıdır. Alnı secdeye her değdiğinde miracı yaşayan mümin, bu kutlu yolculuğun mesajınaaşina olmalı, miraç bilincini kuşanmalı, hayatının bütün evrelerimde maddi ve manevi inkişafınyollarını aramalıdır. Mümin, yücelmenin yegâne yolunun Allah’a kul olmaktan geçtiğini; mal, mülk,makam, mevki uğruna inancını ve erdemlerini feda ederse vuslata eremeyeceğinin farkında olmalıdır.Zira hem Cenabı Hakkın katında hem de toplum nezdinde kadri yüce bir insan olmak, Sıddık olmakla,özü sözü bir, güvenilir, mütevazı, fedakâr ve samimi bir mümin olarak yaşamakla mümkündür.

Miraç ile geçmişte göklere uzanan yolculuk, bugün kendi semamıza, iç dünyamıza doğru devametmektedir. Peygamberimizin şahsında Mekke’yi Kudüs’e bağlayan yol, bugün hepimizin gönlünde buiki harem beldeyi buluşturmaktadır. Hz. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken tevhit, birlik, kardeşlik,kulluk için yaptığı çağrı, bugün Mescit-i Aksa için ümmet, özgürlük, diriliş, dayanışma şuurunadönüşmelidir. Unutulmamalıdır ki, mümin miracız, miraç Mescit-i Aksa ’sız olmaz.

Yazının Devamı

Felak Suresi: Karanlıktan Aydınlığa Sığınış

İnsan hayatı, görünen ve görünmeyen pek çok tehdit ile çevrilidir. Maddi sıkıntılar, psikolojik baskılar, haset, korku ve belirsizlikler insan ruhunu kuşatır. İşte tam bu noktada Kur’an-ı Kerim’in kısa fakat anlamı son derece derin surelerinden biri olan Felak Suresi, müminlere güçlü bir sığınma bilinci kazandırır.

Felak Suresi adını, ilk ayetinde geçen ve “sabah aydınlığı” anlamına gelen felak kelimesinden alır. Gece karanlığını yaran sabah, yalnızca fiziksel bir aydınlık değil; aynı zamanda umut, güven ve ilahi korumanın sembolüdür. Sure, kötülükler karşısında sığınılacak tek merciin Yüce Allah olduğunu vurgular.

Hz. Peygamber’in sahabeden Ukbe b. Âmir’e hitaben söylediği şu sözler dikkat çekicidir:

Yazının Devamı

Âkif’i Anlamak

Millî Mücadele’nin manevi lideri Mehmet Akif Ersoy’u ebedi âleme irtihalinin 89. yıl dönümünde hürmet, rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Mehmet Akif, sadece kendi çağının değil sonraki nesillerin inşasına da katkıda bulunan eserleriyle gerçek bir mütefekkirdir. Onun sözleri etkilidir, çünkü her sözü yaşamından süzülmüş ve her kelimenin bedeli ödenmiştir. 27 Aralık 1936'da sona eren dünya hayatının her anı mücadele ve murakabe ile geçmiş, ızdıraplı ama daima umutlu, samimi ve ahlaklı bir ömür sürdürmüştür.

İstiklalimizin şiirini yazmak da Mehmet Akif’e nasip olmuş ve bir dönüm noktasında İstiklal Marşı, Türk milletinin kükreyen sesi olmuştur.

Mehmet Akif, cehalete, taassuba ve haksızlığa her zaman karşı duran bir erdem ve hakikat insanıdır ve hiçbir zaman emperyalistlerin safına katılmamıştır. Onun yalnız, yoksul ve onurlu hayatını çok iyi bilmek, anlamak ve aydınlığından istifade etmek görevimizdir.

Yazının Devamı

Kur’an’a imanımız

İnsanlar çoğu zaman Kur’an’a kendi ideolojileri, heva ve hevesleri, gelenekleri veya ön kabulleri üzerinden bakarlar. Bu durumda Kur’an bir rehber olmaktan çıkar, bir araç hâline gelir.

Oysa Kur’an’ın iddiası: İnsanlara yol göstermek, hayatı dönüştürmek ve yaşanan bir rehber olmaktır.

Kur’an, sadece törenlerde okunan, sevabı ölülere gönderilen veya duvara asılan bir nesne değil; Allah’ın tüm insanlığa gönderdiği hayat kitabıdır.

Yazının Devamı

Eline Beline Diline Sahip Olmak

Toplumun temeli güzel ahlaktır.

İslam dini, insana en güzel ahlak ilkelerini kazandırmayı amaçlayan bir dindir. Nitekim Sevgili Peygamberimizin gönderilişinin en temel sebeplerinden biri de güzel ahlakı tamamlamaktır. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurmuştur: “Mü’minler arasında imanca en kâmil olanı, ahlâkça en güzel olanıdır.” (Kütüb-ü Sitte, Hadis No: 1674). “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir” (Tirmizî, Îmân, 12)

Hacı Bektaş-ı Veli ahlak ilkelerini “eline-beline-diline sahip ol” şeklinde çok güzel bir vecize ile özetlemiştir. Bu cümle kısa fakat anlam açısından insanlara çok büyük dersler veren bir ifadedir.

Yazının Devamı

Daha Kur’an Ne Desin!

Bugün sizlere her mısraı bir ayet veya hadisin tercümesi gibi hakikatleri manzum olarak dile getiren üstat Cengiz Numanoğlu’nun bir şiirini sunmak istiyorum. Dertlerimizim çoğuna Kur’an ve Sünnet açısından çözüm önerileri sunan bu veciz sözlerden sonra başka söze ne hacet.

Ey insan! Yaşıyorken, hem de Kur’an çağında;

Çırpınıp duruyorsun, cehalet batağında.

Yazının Devamı

Hac, Müslümanları Vahdet Potasında Eritmelidir

2026 yılı hac kura sonuçları açıklandı. Yıllardır kalplerinde Kâbe hasreti taşıyan milyonlarca mümin, kutsal yolculuğa çıkmanın heyecanını yaşıyor. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş kura töreninde yaptığı konuşmada şöyle dedi:

“Müminleri Allah’ın tevhit çağrısına ulaştıran bu eşsiz ibadet, Müslümanlara ümmet şuuru ve kardeşlik bilinci kazandırmaktadır. Irkı, dili, rengi ve ülkesi farklı milyonlarca Müslümanı, aynı inanç ve duygularla bir araya getirmekte; vahdet potasında eritmektedir.”

Sayın Başkanın bu ifadeleri, elbette samimi bir temenniyi yansıtıyor. Ancak, yüzyıllardır hacca gidip gelen milyonlarca Müslümanın gerçekten bu “vahdet potasında” eriyebildiğini söylemek zor. Aksine, bugün İslam coğrafyasına baktığımızda, ümmet bilincinden uzak, parçalanmış bir tablo görmekteyiz. Demek ki bu potaya yaklaşmak şöyle dursun, henüz çok uzağındayız.

Yazının Devamı

Kur’an-ı Kerim ve Sünnet ilişkisi

Sünnet: Allah Resulü ve O'nun ashabının yaşadığı çağdan günümüze kadar, Kur’an-ı Kerimin yanında korunup kollanan ve her asırda Müslümanların kahir ekseriyetinin kabullenip hemen her meselede müracaat ettiği ilâhî bir kaynak, Allah ve Resulünün koyduğu hükümlerde ikinci esastır. Kur’an’da yer almayan bazı hükümler, Peygamberimizin sünnetleri aracılığıyla dinî hayatın düzenlenmesine katkıda bulunmuştur.

"Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü'min erkek ve hiçbir mü'min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resülüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır." (Ahzâb; 36)

"Hayır! Rabbine ant olsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar." (Nisâ; 65)

Yazının Devamı

İndirilen din, uydurulan din

Din, kökü insanlık tarihi kadar derinlerde olan bir olgudur. İnsanın olduğu her yerde din de vardır. Dinler tarihi alanında yapılan araştırmalar, tarih boyunca bütünüyle dinden uzak bir toplumun mevcut olmadığını ortaya koymuştur.

İnsanlık tarihi boyunca, çeşitli inanç sistemleri ortaya çıkmış ve zamanın akışı içerisinde bazıları kalıcı olurken, bazıları tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuştur. Bu karmaşık süreçte günümüzün moda tabirleri arasında ön planda olan “indirilen ve uydurulan din” kavramları ile nelerin anlatılmak istendiğini özetlemeye çalışacağım.

İslam âleminde ‘İndirilen din’ ve ‘uydurulan din’ kavramlarını ilk defa kimin kullandığını tam olarak bilmiyorum. Bazı kaynaklar bu kavramları ilk defa kullanan kişinin (münzel din ve müevvel-mübeddel din) İbn-i Teymiyye (ölm. 728/1328) olduğuna işaret ediyor.

Yazının Devamı

Helaller ve Haramlar

İslam dini, bireyin ve toplumun huzur içinde yaşayabilmesi için sadece ibadet alanında değil, ekonomik ve sosyal ilişkilerde de birtakım ilkeler koymuştur. Bu ilkeler, adalet, dürüstlük ve güven esasına dayanır. Bu çerçevede hırsızlık, rüşvet ve faiz gibi davranışlar Kur’an ve sünnetle kesin olarak yasaklanmıştır.

Hırsızlık ve Rüşvetin Yasaklanma Nedeni

Kur’an-ı Kerim’de hırsızlık ve rüşvet açıkça kınanmış; bu tür fiillerin toplumun temeline zarar verdiği vurgulanmıştır.

Yazının Devamı

Anadolu Mayasının Esası Birliktir

05 Ekim Pazar günü Kocaeli Kongre Merkezi Akçakoca Salonu’nda gerçekleşen “Ortak Medeniyetin İzinde” başlıklı özel oturumda, şehircilik, kültür ve medeniyet alanındaki önemli düşünürlerden Prof. Dr. Sadettin Ökten, Anadolu’nun medeniyet mayasını ve modern dünyaya karşı duruşunu anlattı.

Prof. Dr. Ökten, İslam medeniyetinin ikinci doğuşunun Anadolu topraklarında gerçekleştiğini vurguladı:

“Anadolu mayası, muhabbet ve hizmetle yoğrulmuş bir medeniyetin adıdır.”

Yazının Devamı

Camiler ve Din Görevlileri Haftası: Peygamberimiz, Cami ve Namaz

Her yıl 1-7 Ekim tarihleri arasında kutlanan “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” bu yıl “Peygamberimiz (s.a.s), Cami ve Namaz” temasıyla idrak ediliyor. Namazın bireysel ve toplumsal hayata kattığı değerler ile camilerin müminlerin buluşma noktası olarak taşıdığı önem bir kez daha hatırlatılıyor.

Namaz, İslam’ın direği, müminin miracı ve imanın hayata yansımasıdır. İftitah tekbiriyle başlayan bu ibadet; kıyam ile hakkın yanında durmayı, kıraat ile Kur’an’ın mesajlarını hayatımıza taşımayı, rükû ile yalnızca Allah’a boyun eğmeyi ve secde ile Rabbimize yakınlaşmayı öğretir. Namaz; insanı kötülüklerden koruyan bir kalkan, sabır ve teslimiyetin simgesidir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), sabah namazını Allah’ın koruması altında olmanın vesilesi olarak nitelemiş, sabah ve yatsı namazlarının önemini vurgulamıştır. Ankebût Suresi’nin 45. ayetinde belirtildiği gibi, namaz insanı “hayâsızlık ve kötülükten alıkoyar” ve Allah’ı anmanın en büyük ibadet olduğunu hatırlatır.

Yazının Devamı

Helaller ve haramlar

İslam’ın merkezinde tevhit inancı, hedefinde ise insan vardır. Her şeyi yoktan var eden, bunların kurallarını koyan ve hükümlerini bildiren Yüce Allah’tır. Allah’ın evrende koyduğu kuralların ve Kur’an’da bildirdiği hükümlerin hedef ve gayesi, insanoğlunun dünya ve ahiret yurdundaki başarısı ve mutluluğudur.

Fıkıh ilminde, İslami hükümlerin kaynakları; Kitap, sünnet, icma, kıyas, istihsan ve örf olarak kabul edilmiş ve bunlardan nasıl hüküm çıkarılacağı ayrıntılı bir şekilde anlatılmış ve açıklanmıştır.

Yüce Allah’ın koyduğu hükümler genel olarak helal/serbest ve haram/yasak olarak ikiye ayrılır. Bizler, helal ve haramları öncelikle Kitap’tan yani Kur’an-ı Kerim’den, sonra Sahih Sünnetten, daha sonra da fakihlerin dini deliller ile elde ettikleri hükümlerden öğreniriz.

Yazının Devamı

Name-i saadet

Name-i saadet

Peygamber efendimiz Hz. Muhammet(s.a.v.)’in deri üzerine yazılmış ve günümüze ulaşanmektuplarına “name-i saadet” denir.

Mukaddes Emanetler İçinde Name-i Saadetler ayrı bir öneme sahiptir. Hz. Peygamber’inbaşlattığı kutlu davet gönülden gönüle ulaşarak Türklere de ulaşmıştı. Peyderpey İslam’agiren Türkler, erken dönemlerden itibaren dünyadaki her Müslüman gibi yüce Rabbimizinelçisi ve habibi Hz. Peygamber’e derin bir muhabbet ve hürmet duymuştur. Ulu bir çınarabenzeyen söz konusu muhabbetin bu kadar kuvvetli olmasında İslam’ın Hz. Peygamber’inşahsında örnekliğe dönüşmesi ve Kur’an-ı Kerim’de ona uyma ile onu örnek almanınemredilmesi yanında asırlara sârî bir şekilde âlimlerin, ariflerin, ediplerin ve hükümdarlarınkültür ve ruh dünyamızı onun sevgisiyle beslemesi yatmaktadır.

Yazının Devamı

Aile Yılı ve Mevlid-i Nebi Haftası

Aile Bağları Zayıflıyor mu? Çözüm Köklerde SaklıMerhaba Ahmed-i Mahmud-u Muhammed MustafaDiyanet İşleri Başkanlığımız öteden beri özelde toplumumuz genelde insanlık için ele alınması önem arz eden konuları kamuoyunun gündemine taşımayı, bu konuda toplumsal bir duyarlılık ve hassasiyete vesile olmayı görev kabul etmektedir. Bu bağlamda 2025 yılı Mevlid-i Nebi Haftası'nda "Peygamberimiz ve Aile Ahlakı" konusunun ele alınması uygun görülmüştür.

2019 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası teması da “Peygamberimiz ve Aile” idi.2025 yılı, Devletimiz tarafından da “Aile Yılı” olarak ilan edilmiştir.

Aile, nesilleri yetiştiren, milli ve manevi değerlerle yoğuran, yeni kuşaklara kültürel kimliğin, tarihsel ve toplumsal bilincin aktarılmasında köprü vazifesi gören temel bir kurumdur.

Yazının Devamı

Kur’an-ı Kerimde Hz. Muhammet

Kur’an-ı Kerimde Hz. Muhammet

Bu sene sevgili Peygamberimizin doğumunun 1500. yıldönümü.Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep;Medyûn ona cem'iyyeti, medyûn ona ferdi.Medyûndur o mâ'sûma bütün bir beşeriyet..Yâ Rab, bizi Mahşer'de bu ikrâr ile haşret...O Masumu bizlere yüce Rabbimiz tanıtmıştı. Hâlâ tanıyamadıysak bize tebliğ ettiği okumuyor, anlamaya çalışmıyoruz demektir. Haydi, geliniz yüce kitaptan bir daha okuyalım. Sadece kıraat olarak değil, düşünerek, tefekkür ederek okuyalım. Öyle okuyalım ki; fikrimizi bulandırmak, rehberliğinin alanını daraltmak, dindeki yeri ve konumunu basite indirmek isteyenlerin iddialarının ne kadar ham ve kof olduğunu anlayalım.

Kur’an-ı Kerimde buyurulur ki;

“(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” ( Enbiya Suresi, 21/107 )“De ki: Allah’a ve Resul’üne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.” (Âl-i İmrân Suresi, 3/32)“ Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” (Ahzâb; 40)“ Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır.” (Âl-i İmrân; 144)“Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitap ve hikmeti; öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar, apaçık bir sapkınlık içinde bulunuyorlardı.” (Âl-i İmrân Suresi, 3/164)“Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şe[at ve merhamet doludur.” (Tevbe Suresi, 9/128)“İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır.” (Ahzâb Suresi, 33/21)“ Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Sebe'; 28)“Ey peygamber! Seni tanık, müjdeci, uyarıcı, izniyle Allah’a çağırıcı ve etrafını aydınlatan bir ışık olarak gönderdik.” (Ahzâb Suresi, 33/45-46)“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, resule itaat edin ve yaptıklarınızı boşa çıkarmayın.” (Muhammed Suresi, 47/33)“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.” ( Ahzab Suresi, 33/ 56 )“…Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah'ın azabı çetindir.” ( Haşr Suresi,59/7 )“Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.” ( Nisa Suresi, 4/69 )“Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Alla her şeyi hakkıyla bilendir.” (Ahzâb Suresi, 33/40)“Şüphesiz biz seni hak ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.” (Bakara Suresi, 2/119)“Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır.” ( Al-i İmran Suresi, 3/144 )“(Ey Muhammed!) Biz sana Kitap’ı (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma.” ( Nisa Suresi, 4/105 )“ Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem; 4)“ Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mümin erkek ve hiçbir mümin kadın için kendiişleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.” (Ahzâb; 36)“ Hayır! Rabbine ant olsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.” (Nisâ; 65)“ De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Al-i İmran;31) “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'ın ve Resul’ünün çağrısına uyun ve bilin ki, Allah kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, onun huzurunda toplanacaksınız.” (Enfâl; 24)

Yazının Devamı

Din Görevlilerinin Fonksiyonları

Din, hayatın içinde vazgeçilmez en temel ögedir. Din hizmetleri ise, bir dinin mensuplarına hayatı anlamlandırmada ve dinî vecibelerini yerine getirmede ihtiyaç duydukları bilgi ve değerleri aktarma faaliyetidir. Bu faaliyet, farklı din algıları ve tanımlarıyla zamanla çerçevesi genişleyen veya daralan bir alana sahiptir.

Din hizmetleri konusunda değerlendirme yapmak ve din hizmetlerine yeni bir ufuk çizmek, dine yüklenen anlamla ( din algımızla ) doğrudan alakalıdır. Eğer din sadece bir ibadetler manzumesinden ibaret kabul edilir ve yalnızca mabedin (İslam’da cami) içindeki hayat “dinî hayat” olarak adlandırılırsa, din hizmetlerinin sınırı da bu adlandırmaya uygun biçimde şekillenir.

Fakat İslam’a göre din, hayatın tamamını kucaklayan, insanların umut ve kurtuluş rehberi, sabır ve enerji kaynağıdır. Dinin insan için “hayat” anlamına geldiği dikkate alındığında, din hizmetlerinin tanımı bambaşka bir nitelik kazanır. İbadethanenin ya da din eğitimi veren kurumların yanı sıra hayatın farklı alanlarında din hizmetine yer açmak, insanın varoluşsal bütünlüğünü tanımak ve ona göre strateji geliştirmek ve din tanımını bu stratejiye göre yapmak gerekir. Hayatın tamamını kapsayan bir tanım, manevi danışmanlık ve rehberlik çalışmalarını da içermektedir.

Yazının Devamı

Nasıl Yaşarsanız Öyle İnanırsınız

01 Ağustos 2025 Cuma günü okunan “ Hayâ: Allah’ın emri, fıtratın gereği” konulu hutbeye gösterilen tepkilerden anlaşılıyor ki, halkımızın bir kısmı yaşadığı gibi inanmaya başlamış.

Önce hutbe metninin tepki çeken bölümlerini hatırlayalım. “ …Hayâ, nefsin her türlü aşırılığına karşı gösterilen onurlu bir duruştur. İnsanı bütün kötülüklerden koruyan güçlü bir kalkandır. Hayâ, bir hayat tarzıdır. Fıtratın gereği, bedenin süsü, imanın hayata yansımasıdır.

…Maalesef, mahremiyetin pervasızca ihlal edildiği bir çağda yaşıyoruz. Günümüzde giyim sektörü, modacılar ve bazı medya çevreleri, “özgürlük” ve “çağdaşlık” adı altında çıplaklığı özendirmekte, örtünmeyi değersizleştirmektedir. Bu anlayış, kadını da erkeği de değerli bir varlık olmaktan çıkarıp izlenen ve tüketilen bir nesneye indirgemiştir. Oysaki insanın bedenini, mahremiyetini ve özelini toplum önünde sergilemesi; aklın, vicdanın ve fıtratın bozulmasıdır.

Yazının Devamı

Din Algımız

En yalın ifadeyle din, kökeni ve dayanağı ne olursa olsun kişinin kendi hür iradesiyle seçtiği yaşam biçimi ve aynı zamanda itikâdi, hukuki, siyasi, ahlaki, ferdî ve içtimai bütün değerlerin kaynağıdır. Bu yönüyle hayat yolculuğunda insanı ruhsal, zihinsel ve duygusal açıdan şekillendiren unsurların başında gelen din, teorik olarak insana bir hayat nizamı telkin ederken pratikte de telkin ettiği değerler manzumesi ekseninde ahlaki bir duruşa referans olmaktadır.

Diğer taraftan insanın içsel yönünü tanımlayan “kişilik” ve dışa yansıyan yüzünü ifade eden “kimlik” inşasında din, köklü, kuşatıcı ve evrensel bir sosyal kurum olarak hemen her türlü tutum ve davranışın belirleyicisidir. Bu sebeple bireysel ve sosyal hayatta dinin karşılık bulamayacağı veya müdahil olamayacağı bir alandan söz etmek, din ile ilişkilendirilemeyecek bir söz, tavır ve davranıştan bahsetmek imkânsızdır. Şayet bir din, müntesiplerine yaşam biçimi teklif etmiyorsa ya da hayatın tamamını kuşatmıyorsa o din, hayat için bir aksesuar olmaktan başka bir anlam ifade etmez.

Bu gerçekten hareketle dinsiz bir hayatın mümkün olamayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Herhangi bir dine inanmadan, onun telkin ettiği hayat tarzını benimsemeden veya teklif ettiği ilke, ölçü ve değerlere bağlı kalmadan yaşama iddiası insanın kendisini kandırmasından başka bir şey değildir. Çünkü böyle bir yaklaşımı savunan kimselerin de aslında yaşam biçimlerini dayandırdıkları ve benimsedikleri değerlere referans addettikleri başka bir varlık yahut inanç sistemi bulunmaktadır.

Yazının Devamı

Kur’an-ı Kerimde Yahudiler

Dünyanın başına bela olan bir milletin hayat hikâyesi ibret alınması için Kur’an-ı Kerimde ayrıntılarıile anlatılır. Şu anda orta doğuda (başta Filistin, Lübnan ve Suriye’de) büyük bir insanlık dramıyaşanıyor. Maalesef Müslümanların bunu engellemeye gücü yetmiyor. Batılı ülkeler, topyekûn İsrail’esahip çıkıyor. Bazı ülkelerin cılız tepkileri ise, fazla bir anlam ifade etmiyor.

Meselenin, siyasi, askeri, ekonomik ve dini olmak üzere pek çok boyutu var. Emekli bir Müftü olarakbeni doğrudan ilgilendiren husus konunun dini boyutudur. İsrail’in katil lideri, sıkıştığında ortaya birtakım dini tezler, iddialar ve kehanetler ortaya atıyor. Bunların dini ve tarihi yönden inceleniphalkımızın doğru bilgilendirilmeleri gerekir.

Bu yazımda meseleye kısaca Kur’an-ı Kerim zemininde ilgili ayetler ışığında Yahudileri anlatmayaçalışacağım.

Yazının Devamı

Kültür ve Medeniyet Kavramları Üzerine

Bu iki kavramın farklı ilimler tarafından değişik tanımlara muhatap olmuştur. Birkaç örnek vermek gerekirse; Kültür aslında herhangi bir toplumun dininin vücut bulmuş şeklidir. Bir milletin dinî, ahlaki, hukuki, iktisadi, lisani, akli birikimlerinin bir bütünüdür. İnsanın kendini ve tabiatı idare etme yolunda meydana getirdiği eserlerdir. Toplumsal olarak öğretilip yeni kuşaklara aktarılan davranışlardır. Kültürün özellikleri şunlardır:

● Kültür, tabiatta kendiliğinden bulunmaz; insan ürünüdür.● Özü itibarıyla zihni ve manevidir. İnsan zihninin görüş, anlayış ve değerlendirme tarzını yansıtır.● Tarihî süreçte oluşur.● Toplumun olmadığı yerde kültür de yoktur.● Her toplumun bir kültürü vardır, kültürsüz insan topluluğu olmaz.● Kültürü oluşturan unsurlar arasında sürekli etkileşim vardır.● Kültür kendi içinde bir bütünlük ve tutarlılık gösterir.● Dışarıdan aldığı unsurlar konusunda seçicidir.● Sabit değil, değişkendir.● İnsanın ihtiyaçlarına göre şekillenir. Sürekliliği, temel ihtiyaçları karşılayabilmesine bağlıdır.Kültür, manevi ve maddi unsurlardan meydana gelir. Kültürün manevi unsurları inanç, dil, değerler, gelenekler, sanat anlayışı ve dünya görüşüdür. Kültürün maddi unsurları ise mimari, her türlü araç-gereç, giysi ve yazılı eserlerdir.Medeniyet Kavramına gelince;● “Medeniyet, kültürün yükselmesiyle oluşan ve evrensel nitelik taşıyan olgudur.” ● “İnsanlığın çalışarak ortaya koyduğu teknik eserlerin bütününden ibarettir.” ● “İnsan, toprak ve zaman arasında onarıcı bir bağ kurma yeteneğidir. Bu dinamik süreci başlatması için bir kıvılcım veren temel unsur ise dindir.”

Ziya Gökalp’e göre kültür ile medeniyet ayrı ayrı kavramlardır. Kültür, hars demektir. Hars millidir, medeniyet ise evrenseldir. Kültür, bir toplumun yaşadığı ve paylaştığı müşterek değerlerdir. Medeniyet ise milletlerarası seviyeye yükselmiş bir kültürün veya birbirine yakın kültürlerin oluşturduğu anlayış, tutum, bilgi, teknoloji, sosyal faaliyetler ile müesseselerin bütünüdür.

Yazının Devamı

Yaz Kur’an Kursları Gençlik İçin Bir Fırsat Minare Gölgesinde Değerler Eğitimi

Emekli Müftü Fahri Sağlık, “Minare Gölgesinde Koşmak” başlıklı yazısında çocukluk yıllarındaki cami avlularında yaşanan samimi atmosferi ve Yaz Kur’an Kurslarının gençler üzerindeki etkilerini anlattı. Sağlık, bu kursların sadece dini bilgi değil, milli ve manevi değerleri kazandıran önemli bir eğitim süreci olduğunu vurguladı.

Fahri Sağlık, Yaz Kur’an Kurslarının Kur’an-ı Kerim’in yalnızca Mushaflarda değil, gönüllerde ve hayatın her alanında yaşatılması için eşsiz bir fırsat sunduğunu ifade etti. Sağlık’a göre bu kurslar, gençlerin ahlaki gelişimi, sosyal becerileri ve özgüven kazanmaları açısından da büyük önem taşıyor.

Yazının Devamı

Nâs sûresi

Mushaf tertibinde ilk sure “ Fatiha”, son sure ise “ Nas” sureleridir. Fatiha; Kur’n-ı Kerimin önsözü, Nas ise; son paragrafıdır. Önsöz ve son paragraf bir kitabın muhtevasının en öneli bölümleridir. Bu açıdan Müslümanların Nas suresine daha dikkatli bir bakış açısı ile bakmaları gerekir.

Sûre adını ilk ayetinde geçen ve “insanlar” anlamına gelen “nâs” kelimesinden almıştır. Ayrıca Felak suresiyle birlikte “Muavvizeteyn (Allah’a sığınmayı gösteren iki sûre), Mukaşkışeteyn (Şirkten uzaklaştıran iki sure )” adlarıyla da anılmaktadır. Resûlullah, Felak ve Nâs sûrelerinin en güzel sığınma duaları olduğunu açıklamış ve çok okunmasını tavsiye etmiştir. Peygamberimiz sahabeden Abdullah ibn Hubeyb’e, “Akşam ve sabah olunca İhlas, Felak ve Nâs sûrelerini üçer kere oku, onlar her şeye karşı sana yeter.” buyurmuştur. Yine sahabeden Ukbe b. Amir, “Hz. Peygamber (s.a.s.), bana her namazın arkasından Felak ve Nâs surelerini okumamı emretti” demiştir. Önce mealini verelim. “De ki: “Cinlerden olsun insanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların rabbine, insanların mâlik ve hâkimine, insanların mabuduna sığınırım!” ﴾1-6﴿

Yazının Devamı

Kurban, Teslimiyetin ve Paylaşmanın Bayramıdır

Her milletin kendine has bayramları vardır. Bu bayramlar, o toplumun kültüründe, inanç sisteminde ve medeniyet yolculuğunda derin izler bırakır. İslam dünyasında Kurban Bayramı’nın yeri ise bambaşkadır. Bu özel gün, sadece bir ibadet değil, aynı zamanda kulluğun, sadakatin, paylaşmanın ve teslimiyetin sembolüdür.

İslam’a göre kurban, Allah’a yaklaşmanın bir yoludur. Ayetle sabittir ki, kesilen hayvanın ne eti ne de kanı Allah’a ulaşmaz; O’na ulaşan yalnızca kulun takvası, yani niyetinin samimiyetidir. Kurban, Müslüman’ın “Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz” (Fâtiha; 5) sözünü fiiliyata döktüğü andır.

Yazının Devamı